꧁࿇ tulpar ࿇꧂

꧁࿇ tulpar ࿇꧂
@Tulpar27
**Olma böyle sinsi çakal, yahut engerek! Bozkurt gibi, kartal gibi döğüşmek gerek** Denizli
Türkçe öğretmeni
Uşak Üniversitesi
Denizli
57 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
İnsan kaderinin büyük taraflarından biri de, bugün attığı adımın kendisini nereye götüreceğini bilmemesidir. Bâkî'nin Fatih Camii'nde fakir bir müezzin olan babası, oğlunun Türkçe'yi kendi adına fethedeceğini, sözün ebedi saltanatını kuracağını; Nedim'in anası Türkçe'nin ikliminde oğlunun bir bahar rüzgârı gibi güleceğini, onun geçtiği yerlerde bülbül şakımasının kesilmeyeceğini, ağzından çıkan her sözün ebediliğin bir köşesinde bir erguvan gibi kanayacağını biliyorlar mıydı?
Sayfa 50 - Dergâh Yayınları·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İzzet Molla'dan:
Meşhurdur ki zulm ile olmaz cihân harâb Eyler anı müdâhani-i âliman harâb
Sayfa 43 - Dergâh Yayınları·Kitabı okudu
Mütareke yıllarında Ermeni meselesi dolayısıyla Erzurum'a gelmiş olan Amerikan heyetine o zamanın Belediye Reisi Zakir Bey'in verdiği cevabı kim hatırlamaz? Tercümana: - "Dilmaç, bana bak, bu beyler uzun boylu anlatıyorlar. Ben kısa bir misalle Erzurum'da ekseriyet kimlerde idi, Cenerale anlatayım." diyerek heyeti oturdukları evin penceresine götürmüş, "Bakın, demiş, şurada bütün şehri saran bir taşlık var. Onun da ortasında yirmide biri kadar duvarla çevrilmiş bir yer var. O büyük taşlık Müslüman mezarlığı, o küçüğü de Ermeni mezarlığıdır: bunlar kendi ölülerini yemediler ya! Erzurum'da Türklerin daima ezici bir çokluk hâlinde yaşadıkları bin türlü şekilde gösterilebilirdi. Zakir Bey'in hazırcevaplılığı bunların en kısasını, itiraza yer bırakmayanını bulmuştu.
Sayfa 40 - Dergâh Yayınları·Kitabı okudu
Servetin, çalışmanın bulunduğu yerde içtimaî nizam kendiliğinden doğar.
Sayfa 37 - Dergâh Yayınları·Kitabı okudu
Ne Ziganalar'ın her dönemeçte bir kere daha şaşırtıcı olan güzelliği, ne Kop Dağı'nın ihtişamı beni peşinden sürüklemiyordu. Dekordan ziyade bu yerlerde birkaç yıl önce oynanmış kanlı oyunun tesiri altındaydım. Tiyatroda nasıl boş sahnede dekorun oyaladığı seyirci, söz başlar başlamaz bütün o teferruatı görmez olursa, ben de öylece insan ıstırabı karşısında tabiat güzelliğine kayıtsızdım, yabancıydım.
Sayfa 30 - Dergâh Yayınları·Kitabı okudu