Zeytindağı’nın yayımlandığı tarih genel olarak Cumhuriyet’in yönetici ve aydınları için sarsıcı bir dönem olmuştur. 1929’daki Dünya Ekonomik Buhranı’nın etkileri ile ağırlaşan ekonomik durum, ülkenin doğusunda merkezî yönetime karşı sürdürülen tepki ve ayaklanmalar, pek çok beklenti ile kurdurulmuş olan muhalif Serbest Cumhuriyet Fırkası’na karşı tahminleri aşan halk ilgisi, fırkanın İzmir’deki mitingi ve burada yaşananlar ve son olarak da Menemen hadisesi yönetici ve aydınları tedirgin eden ve harekete geçiren gelişmeler olmuştur. Yaşananlar karşısında yönetici ve aydınların çözümü; “inkılabın ideolojisinin” teorileştirilmesi ve sistemleştirilmesi bağlamında yoğun bir inşa süreci ile Cumhuriyet’in ideolojik temellerinin atılması ve inkılabın prensiplerinin içselleştirilmesinin sağlanması olmuştur.
Bu yıllarda Falih Rıfkı Atay’ın da dahil olduğu yazınsal seçkinlerin en temel meselesi de “inkılap ruhunun her vasıta ile canlı tutularak” halkın Kemalizm’in prensipleri doğrultusunda inşa edilmesi yani Cumhuriyet’in ideal yurttaşının inşasıdır. Falih Rıfkı Atay bu tarihlerde “inkılap prensiplerinin ve ruhunun” en sağlam şekilde yerleştirilmesi için her aracın en etkin şekilde kullanılması gerektiğini savunmuş, başyazarlığını yapmış olduğu Hakimiyet-i Milliye gazetesini, buradaki köşe yazılarını ve gezi yazılarını da bu amaç için etkin şekilde kullanmıştır. Hatta Atay, bu yıllarda edebiyatın, sanatın, sinemanın kıymetini belirleyen ölçünün inkılaba ne kadar hizmet ettiği olduğunu savunur. Nitekim bu yıllarda Atay’ın kalemi de inkılabın hizmetindedir.