Tunç Yazıcı

Tunç Yazıcı
@Tunncs
Dokuz Eylül Üniversitesi
İstanbul
İstanbul, 20 Haziran
183 okur puanı
Şubat 2023 tarihinde katıldı

Tunç Yazıcı

, bir kitap okudu
8/10
·240 syf.·
Beğendi
·
34 saatte okudu
·
2026 36. kitabı
Max Weber
8/10 · 1.557 okunma
Reklam
Kendini sevme
İnsanlık, dinde olduğu gibi anne merkezli yapıdan baba merkezli yapıya toplum olarak geçip geliştiği için olgunlaşan sevginin gelişimini, ataerkil dinin evrimini inceleyerek kavrayabiliriz. Bu evrimin başında zorba, kıskanç, yarattığı insanlara kendi malıymış gibi bakan ve onlara ne dilerse onu yapmayı kendinde hak bulan bir Tanrı görmekteyiz. Dinin bu evresi, Tanrı'nın insanı, bilgi ağacının meyvesini yiyerek Tanrılaşabilecekleri için cennetten kovduğu evredir. Bu evre, Tanrı en beğendiği evladı Nuh dışında hiçbirinden memnun olmadığı için insanoğlunu tufanla yok etmeye karar verdiği dönemdir. Bu dönem Tanrı'nın İbrahim'den,kendisine olan sevgisini katıksız bir itaatle kanıtlaması için biricik oğlunu öldürmesini istediği dönemdir. Fakat bu arada yeni bir evre de başlamaktadır. Tanrı Nuh'la bir sözleşme yaparak bir daha insanlığı hiç yok etmeyeceğine söz verir ve bu sözleşmeyle kendini bağlar. Tanrı sadece verdiği bu sözle değil, kendi adalet kuralıyla da bağlanmaktadır. İbrâhim'in Sodom'da on namuslu adam varsa şehri bağışlaması istediğini de bu ilkeye dayanarak kabul eder. Fakat gelişme, Tanrı'yı zorba bir kabile reisliğinden çıkarıp kendi koyduğu ilkelerle eli kolu bağlı bir babaya dönüştürmüştür.
Sayfa 87 - Say Yayınları·Kitabı okudu
II. BÖLÜM: SEVGİ KURAMI
İnsan "dokuzdan beşe" çalışan bir kişi olarak işgücünün ya da yöneticiler ve şeflerin bürokratik gücünün bir parçası olmuştur. Çok az inisiyatife sahiptir. Görevleri, işin yönetmeliğiyle çizilmiştir. Basamağın üstündekilerle altındakiler arasında çok az bir fark vardır. Hepsi, yönetmeliğin yapının tümü için belirlediği işi, belirlenen hız ve belirlenen tarzda yapar. Hatta duygular bile tanımlanmıştır: neşe, hoşgörü, güven, tutku ve hiç kimseyle çatışmadan herkesle geçinebilme yetisi. Eğlence de bu denli zorlayıcı bir yolla olmasa bile, benzer şekilde düzenlenmiştir. Okunacak kitaplar kitap kulübünce seçilir. Filmler, yapımcılarla sinema sahipleri tarafından verilen ilanlarla saptanır. Geride kalanlarsa hep tekdüzedir: arabayla pazar gezintisi, tv programları, kağıt oyunları ve toplantılar. Doğumdan ölüme, pazartesiden pazartesiye, sabahtan akşama kadar tüm faaliyetler düzenlenmiş, bir örnek hâle getirilmiştir. Böyle bir düzenin ağına düşen kişi insan olduğunu, tek bir birey olduğunu nasıl hatırlar? Düş kırıklığıyla,üzüntüyle, sevgi özlemi, hiçlik ve ayrı olma korkusuyla doluyken yaşama şansına bir kez sahip olduğunu nasıl aklına getirebilir?
Sayfa 38 - Say Yayınları·Kitabı okudu
Halit Ziya, hepimiz biliyoruz, son derece büyük romancıdır, kişiliği olan, romancı kumaşına sahip olan büyük romancılardan biridir, devrinde etki yapması bundandır. Fakat Halit Ziya, kendi mizacının, dünyaya bakışının da etkisiyle, Abdülhamit idaresini ebedi saymıştır. Hiç değilse, kendi hayatıyla sınırlı saymıştır. Yani Abdülhamit istibdatına şöyle bir bakmış, "Bu yıkılmaz", demiş, "hiç değilse ben ölünceye kadar yıkılmaz!" demiştir. Bu kararı verdikten sonra, ancak Abdülhamit sansürü içinde yayımlayabileceği konularla ve yayımlalayabileceği meselelerle uğraşmıştır. Bu, bir büyük yazar için dünyanın en büyük faciasıdır. Nitekim, hiç beklenmedik anda Abdülhamit yıkılır yıkılmaz, fukara Halit Ziya, kendi dünyasının da yıkıldığını görmüştür.
Sayfa 72 - Ketebe Yayınları·Kitabı okudu