McMurphy ise kahkalarla gülüyor. Sırtını kamara çıkıntısına vererek gülüyor, gülüyor, kahkası denizlere yayılıyor... Kıza gülüyor, adamlara gülüyor, Georg'a gülüyor, kanayan parmağını emen bana gülüyor, rıhtımda bakakalan kaptana gülüyor, bisikletli adama, benzinciye, beş bin eve, Büyük Hemşire'ye, her şeye gülüyor. Çünkü kendini dengede tutabilmek, hayatın seni zırdeliye çevirmesini önleyebilmek için canını yakan şeylere gülmen gerektiğini biliyor. Her şeyde acı bir yön olduğunu biliyor; benim parmağımın sızladığını, kız arkadaşının göğsünün morardığını, doktorun gözlüğünü kaybetmek üzere olduğunu biliyor ama mizahın acıyı silip yok etmesine izin vermediği gibi, acının da mizahı yok etmesine izin vermiyor.