Tunç Yazıcı

Tunç Yazıcı
@Tunncs
Dokuz Eylül Üniversitesi
İstanbul
İstanbul, 20 Haziran
182 okur puanı
Şubat 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Halit Ziya, hepimiz biliyoruz, son derece büyük romancıdır, kişiliği olan, romancı kumaşına sahip olan büyük romancılardan biridir, devrinde etki yapması bundandır. Fakat Halit Ziya, kendi mizacının, dünyaya bakışının da etkisiyle, Abdülhamit idaresini ebedi saymıştır. Hiç değilse, kendi hayatıyla sınırlı saymıştır. Yani Abdülhamit istibdatına şöyle bir bakmış, "Bu yıkılmaz", demiş, "hiç değilse ben ölünceye kadar yıkılmaz!" demiştir. Bu kararı verdikten sonra, ancak Abdülhamit sansürü içinde yayımlayabileceği konularla ve yayımlalayabileceği meselelerle uğraşmıştır. Bu, bir büyük yazar için dünyanın en büyük faciasıdır. Nitekim, hiç beklenmedik anda Abdülhamit yıkılır yıkılmaz, fukara Halit Ziya, kendi dünyasının da yıkıldığını görmüştür.
Sayfa 72 - Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
ON İKİNCİ BÖLÜM: BİR "MÜLKİYET KALESİ"
"Artık hiçbir şeye bakmıyorum ki... Gözlerim... Körler için dünya kapkaranlıktır derler. Yalan... Dünya yalan üzerine kurulmuş... Herkes yalan söylüyor. Karanlığa razıyım... Karanlık bile değil... Bir pis şey! Koyu kurşuni bir şey... Koyu kurşun... Simsiyah olsa razıyım... O zaman bu kadar azap çekmezdim. Belki bir aydır uyumadım gibi geliyor. Tekrar görebilirim diye ümitleniyorum. Kendimi nasıl zorladığımı bilseniz... Gözlerimi yırtacak gibi zorluyorum. Karanlık olsa koyu karanlık, belki böyle zorlamam... Rüya da görüyorum. Rüya bari görmesem... Sevinerek uyanınca... Uyanınca ne demek... İçimi o koyu kurşuni şey kaplamış. Boğulacağım..."
Sayfa 496 - Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Roman
ON BİRİNCİ BÖLÜM: KUVAYİ MİLLİYE
"Demek siz de kaçmaktan kovalamaya vakit bulamadınız... İnsan arsız olmasa, kendini namussuzca avutmasa, kahrından geberir... Haberiniz var mı, biz üç yüz seneden beri kaçıyoruz... İngiliz, iyi asker olmamakla iftihar eder, biz kahraman olduğumuzla... Çünkü o her zaman galip geliyor. Beş yüz milyona yakın insanı esareti altında tutuyor. Onları daha mukavemetsiz soymak için, övünmemesi lazım. Bizde aksine... Elimizden bir övünmek geliyor..."
Sayfa 406 - Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Roman
İKİNCİ BÖLÜM: MİLLİCİ ABİ
"Ölümde yaşamayı arıyorum, mahpuslukta hürlüğü. Kancıklıktan mertliği bekliyorum, sağlığı hastalıktan. Olabilmezlerden umuyorum, Olabilirlerin benden esirgediğini."
Sayfa 250 - Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Roman
İKİNCİ BÖLÜM: MİLLİCİ ABİ
"Köprüyü geçene kadar ayıya neden dayı diyorsunuz? Köprünün başını ayı tutmuş gibi geliyor. 'Ayıyı tepeleyip geçmek zor! Dayı deyip sarılmak kolay,' diyorsunuz. Girdiğiniz yolda köprü bir tane olsa, belki haklısınız! Girdiğiniz yol: politika... Durmadan köprü geçeceksiniz. Güç yetirebileceğinize aklınız yatsa, ilk köprüde ayıya dayı demezdiniz! Daha birinci köprüde, kolaya kaçtığınıza gören namuslu insanlar sizi bırakacak. Tevfik Fikret'ten kopup Ali Kemal'le kalıyorsunuz! Ayıların arasına büsbütün güçsüz giriyorsunuz. Her köprüyü geçtikçe, arkanızda ayıların tuttuğu köprüler bırakmaktasınız. Peki biraz ilerde, dört yanınızı çepeçevre kuşatan ayıların istediklerini nasıl yapmamazlık edebileceksiniz? Bir zaman sonra artık paralanmayı göze almanın bile faydası kalmayacak. Köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek, ayılara yem olmayı başından kabullenmek demektir."
Sayfa 249 - Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Roman