özgürlüğün köleliğine yakalanmış oluyoruz. Aralarında seçim yapabileceğimiz o kadar çok şey var ki, insan olmaya ayırdığımız zaman azalıyor. Seçme şansı çok, ama mutluluk az.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Japonya Polonya’dan on kat daha zengin olmasına rağmen, Polonya’da da en az Japonya’daki kadar mutlu insan bulunmakta. Bu durumu, aynı ulusun zaman içindeki zenginleşmesini dikkate aldığımızda da görüyoruz: Amerika’da zenginlik 40 yıl içinde 5 kat daha artmış olmasına rağmen bunun insanların mutluluğu üzerinde anlamlı bir etkisi görülmüyor.
Yalnızlık ve kayıtsızlığı aşabilmek için pek çok genç cinselliği kullanır. Bedensel yakınlık kişisel ilişkinin yerine konulmaya çalışılır. Ruhunu katmadan, kendini adamadan, aidiyetten uzak cinsellik, Rollo May’in harika ifadesiyle, “Duyarlılık olmadan duyum ve mahremiyet olmadan birleşme” ile sonuçlanır.
Görünen o ki, dünyaya ve kendine yabancılaşma hali, giderek daha çok insanı esir alıyor. O yakıcı ıstırap, ruhun derinlerine kök salıyor ve insan o duygudan sonra bırakın dünyayı, kendi bedenini bile yurt edinmiyor. Varlığın buruk tadı.