Şüpheliler için çıkan yasa, hem özgürlükleri hem de hayatı tehlikeye atmıştı; bu yüzden iyi ve masum kişilerin, kötü ve suçlu kişilerin eline düştüğü oluyordu; hapishaneler hiçbir günahı olmayan ve kendine savunma şansı verilmemiş insanlarla tıka basa doluydu; artık düzen buydu ve işler böyle yürüyordu ve daha aradan yalnızca birkaç hafta geçmişken eskiden beri süregelen bir âdet gibi görülüyordu.
Yeni bir dönem başlamıştı; kral yargılanmış, idama mahkûm edilmiş ve kellesi uçurulmuştu; dünyaya kafa tutup “Ya zafer ya da ölüm!” diyerek Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik ya da Ölüm Cumhuriyeti ilan edilmişti.
Hapishanenin tarzı ve kasveti, bu incelikleri öyle garip bir biçimde gölgelemiş, mahkûmlar tüm bu uygunsuz pisliğin ve sefaletin içinde hayaletleri andıran öyle tuhaf hallere düşmüşlerdi ki Charles Darnay kendini bir ölü topluluğunun içinde sandı.