İnsanlar monsenyör ya da devlete bağlı olduğu kadar, gerçek olan şeylerden de bir o kadar kopuklardı ve kendine doğru bir yol tutturmuş dürüst insanlar parmakla gösterilecek kadar azdı.
İnfaz edilenlerin sergilendiği alan, yılların bilge hapishanesi, boyutlarını hiç kimsenin kestiremediği cezalar açısından ünlü bir yerdi; son derece insancıl, durumu yumuşatan başka bir eski alan da kamçılama direğiydi; yeryüzünde işlenebilecek en korkunç kiralık katil cinayetlerine yol açan, atalardan kalma başka bir bilgelik olan kan parası alışverişleri yapılırdı burada.
Aslında o zamanlarda, ölüm cezası pek çok işyeri ve kurum için olduğu kadar Tellson için de oldukça revaçta bir çözümdü. Ölüm her konuda doğanın çaresiyken neden kanunlar için olmasındı? Böylece kalpazan ölüm cezası aldı; Tellson bankasının önünden at kaçıran da, üçkâğıtçı da, öyle ya da böyle, bir şekilde suça bulaşan herkes ölüm cezası aldı. Suçluları engellemiyordu aslında bu uygulama -hatta tam tersi bir etki yarattığını vurgulamakta yarar var- ama tek tek her bir olaydaki sorunu temizliyor, geriye ilgilenecek bir mesele bırakmıyordu.
Eğer işiniz üst düzey birilerini görmeyi gerektiriyorsa arka tarafa, hükümlülerinkine benzer bir bölüme alınırdınız ve o mühim kişi iki eli cebinde yanınıza geldiğinde bu kişiyi o kasvetli alacakaranlıkta zor seçerdiniz.