Turgay Savaş Yılmaz

Turgay Savaş Yılmaz
@Turgaysavasylmz
Ölüm korkusundan da korkuncu yaşama sevinci Belki ondan öyle bakar Mona Lisa'dan Leonardo Da Vinci
Muhasebe
Ön lisans
İstanbul
İstanbul, 1 Mayıs 1996
2 okur puanı
Mayıs 2024 tarihinde katıldı
Bütünün Tutsaklığı
Son iz, cam kırıklarından sızan güneşin ihaneti, gecenin düğümlenmiş kumaşında titreyen sessizlik. bir eski el yazmasından kopmuş kaderin ayetleri, kentin arka odalarında uyutulmuş gerçeklik. o büyük hatanın demir parmaklıkları arasından bakan, çürümüş bir umutla bekleşen yalnız ve çaresiz insan. bir yara bandıdır zaman, kanı durdurmayan beyaz ve soğuk. ​An gelir o son his, bir hayalet trenin kör tünelinde, derin bir kuyuya atılmış ismin son yankısı. ne gemi yanaşır artık terk edilmiş iskelene, ne de büyük bir yalanın içten vefasız alkışı. Ruhumuzda bir saat çalar, akrebi geriye dönmez, kör bir şahitin sözleridir, geçmişi asla örtmez. Kayıp bir anahtarın gizemli sessizliğidir, bütün varoluşumuz. ​Son bir nefes, sürgünlerin bitmez kum saatindeki son tane, gökyüzünde kırılan bir aynanın parçalanan görüntüsü. Medeniyet dediğin, şimdi ölüme hazırlanan bir sahne, aşkın solgun yüzünde donmuş, sonsuz bir pusu. o son bakış ki, büyük denizlerin tuzlu ve ağır sözü, karanlık bir mitin çözülmez ve anlamsız özü. Yokluktur bizim evimiz, taş ve soğuk duvarlarla örülü. ​Son bir yakarış, bozuk bir piyanonun son titrek notası, kayıp bir kavganın yarım kalmış ve utangaç işareti. bir idam mahkûmunun boynundaki son kravatı, bütün şehirin sessiz ve derin şairane esareti. Uyan şimdi! Çünkü her şey bitmiş olsa bile isyan bitmez, sınırları aşmak için nefes almak yetmez, öfke gerek. Git ve vur! Sırtından bıçaklanmış tarihin son sayfasına, yalnızlık en büyük yoldaşındır, korkma asla dönme geriye. Turgay Savaş Yılmaz
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ve kuş adını gökyüzüne bırakır, konar bir kayığa. İnsanlığın son umudu yaşar kayıkta; Âdem'den kalma pişmanlık ve bir deniz dinginliği... ​İşte öylece göğe durur insan, öylece dikilir hiç ölmeyecekmiş gibi. Çünkü umut ölmez, bilir. ​Ve seyreder... Ve kuşlar, bütün kuşlar seyreder yukarıdan insanı.
Alıntı değil sadece Arif olup Müzeyyen'e yazmak istedim
Bak Müzeyyen, Ben öyle film montajcısı falan da değilim artık, sadece bir adamım işte, kafası karışık. Bir yazar olmaya çalıştım, yarım kaldı, hepsi gibi. Benim hayatım, kapandığı sanılan ama hep açık kalan bir hesap. ​Sen geldin, her şeyin ortasına. Oysa ben ilişkilerimde hep bir kenarda dururdum. Senin o hüzünlü, o hem girişken hem utangaç halin... Beni hayatta ilk defa "tamamlanacak" gibi hissettirdi. Ama ne yalan söyleyeyim, sana tutunmak, boğulmak üzere olanın can simidine yapışması gibiydi. ​Sana "Derin bir tutku" dediğimde, aslında sana yalvarıyordum Müzeyyen. Ne olur, benim bu hayatıma, bu dağınıklığıma bir anlam ver. Senin "Sapıkça ve tek taraflı" cevabın var ya, o kadar gerçekti ki, içimi yaktı. Çünkü biliyordum, bu yükü sana taşıtamazdım. ​Senin o "çıt" dediğin yer, bir hikâye bitimi değildi. Benim sırtımdaki o eski, ağır ceketten kurtulmandı. Sen gidince anladım; ben seni değil, senin yanımda olduğunda hissettiğim kendimi sevmişim. Bu itiraf, bir bardak Jak Danyel’den daha acı. ​Şimdi yalnızım, evet. Ama bu yalnızlık, senin gittiğin gün başlamadı ki. Sen gitmesen de ben hep yalnızdım Müzeyyen, sadece senin varlığınla üstünü örtmüştüm. Ve bir şeyin kalbimi kırması için yanlış olması gerekmezmiş... Sen doğruydun, tertemizdin, beni sevmeye devam etmen yanlış olurdu.
Duygu ve Düşünce
Uykusuzluk perileri gelmiştir
Senle kesişen tozlu patikalarda, Gözyaşlarımız güler, mumlar sessiz ağlardı. Ruhunla sevişmek, tenine dokunmaktan güzel. Sen, hayatın ta kendisisin, Deniz, gökyüzü, yol; hepsi sende bir. Ruhunu okşamak, tenine dokunmaktan güzel, Sen bir dünya, ben sende bir şair.
Alıntı
Geceye bir söz bırak
"Aptallarla tartışma, seni kendi seviyelerine çekerler ve tecrübe ile yenerler." •Mark Twain