Hayatta o kadar çok karanlık,bir insanın yüreğinde gizli kalmış acı,tozun ,toprağın altında kalmış gerçek var ki.Mürşid' in ıstırabının Zehra tarafından çok geç de olsa öğrenilmesi ve hissedilmesi " acımak" eyleminin tamamlanması içimi biraz olsun ferahlattı diyebilirim."Acımak" muhteşem bir eserdi.
Ben aşkı şiirlerde,romanlarda olduğu gibi bir parlak yaz gecesinin mehtabında başlayıp sabahında biten bir rüya addedenlerden değilim. Benim için sevmek;bir başka insanın vücudundan ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ızdıraplarını paylaşmak demekti.
Ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile götürmek için yalnız onun dümenini ele almak kafidir.Şimdi anlıyorum ki değilmiş. Yollar görünmez kayalarla doluymuş, onlara çarpmamak lazımmış.Daha fenası gizli cereyanlar varmış ki insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını fark edemezmiş. Ta ki kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar.