"Dünyanın ucunda bir gül açılmış.." Dünyanın öteki ucunda, öteki kıyısında, güneş gibi bir gül açılmış. Yetişilir mi? "Cenneti aladan gelir kokusu..." Öyle uzak, öyle yetişilmez. Ama, "Sevda sevda derler behey yarenler.." Buna sevda derler. Dünyanın öteki ucunda da açılsa... "Bilmeyene bir acayip hal olur."
"Yar yüzüne bin yıl baksam az gelir. Yüz yıl dahi baksam kanan değilim." Kanmıyorlardı. Sevdanın büyük ateşiyle yanıyorlardı. Biri bir Türkmen beyinin kızı, birisi de ne idiği belirsiz bir aşıktı. İkisini de çeken bir şey vardı... Bir yer, bir cennet... Bir düş ülkesi.
İki hasretlik biribirine kavuştular. Efendi sarıldılar ama ne gibi: Hasta su bardağına sarılır gibi, aç deve çakırdikenine sarılır gibi. Koçlar gibi vuruştu, güvercinler gibi emiştiler. Kutnu döşeğin üstünde murat alıp murat verdiler.
Darısı cümle hasretlerin başına.