Rivayete göre, Süleyman peygamber devrindeki ordu gece vakti karanlık bir vadiden geçmekte ancak askerler ayaklarına takılan taşlardan zahmet çekmektedirler. Komutan kendilerinden sonra gelecek askerlere eziyet olmasın diye bu taşların toplanmasını emreder. Askerlerin çoğu o zahmetten bir an önce sıyrılıp çıkmayı düşünerek geçip giderler, bazıları da onlardan biraz alıp ceplerine, torbalarına koyarlar. Emre itaat duygusu taşıyan askerler de elimden geleni yapar ve heybelerine taşla doldururlar. Sabah olup gün aydınlanınca bakarlar ki, taş sandıkları cisimler elmas'mış. Bu durumda Emre uymayıp hiç taş toplamayan pişmanlıkla ah çekip dövünürken Emre yeterince uymayıp az miktarda taş toplayanlar ise neden daha çok almadık diye eyvahlar ederler.
Yaşamda insanın karşısına çıkan zahmetleri bahse edilen taşlara musibetleri de menkıbedeki karanlığa benzetecek olursak, zahmet ve meşakkat olarak görünen olayların ahiret hayatında Elmas değerinde oldukları ortaya çıkacaktır. Ahiretten bakıldığında, dünyada hiç sıkıntı çekmemiş olanlar üzüntü ve pişmanlık yaşarken, dert ve ıstırap yaşayanlarsa karşılaştıkları mükafatları elde edince, dünyada keşke daha çok çekseydik, diyeceklerdir.
Hayatınızda hiçbir şekilde rızık endişesiyle Rabbinize olan
hizmeti terketmeyiniz. Rabbinizden sakınırsanız o size hiç
hesap etmediğiniz yerden rızık verir.