Latife Hanım, “Mutlaka söylemem gereken birşey var” diye sürdürdü sözlerini: “Bu benim kariyerimin sonu değil. Kadınların kurum kalpten öldüğü günler artık çoktan geçmişte kaldı. Yaralı, örselenmiş bir kalp için çok çalışmaktan daha iyi bir merhem yoktur. Ben de şu andan itibaren ülkem ve kendi cinsim için böyle bir çalışmaya atılacağım. Onlara benim tabiatımdaki bir kadının hevesini kırmanın kolay olmadığını göstereceğim.
“Bir gün gelecek ki, bütün Türk kadınları yalnız çocuklarını büyütmek ve terbiye etmek hususundaki vazifelerine riayet etmek şartıyla erkeklerle müsavat-ı amme dairesinde (kamusal alanda eşitlik çerçevesinde) yaşayacaklardır.”
“Kadın erkeğin yoldaşı ve arkadaşı olarak görülmelidir. Hatta ben, erkek kulüpleri ile kadın kulüplerinin kaldırılıp, kadın ile erkeğin bir arada yer aldıkları kulüplerin kurulmasından yanayım.” Toplumdaki bu ayrı yaşama biçiminin bitmesini istiyordu.
“Dünya yüzünde gördüğümüz herşey kadının eseridir.”Bir toplum cinsinden yanlız birinin asri icaplarını yerine getirmekle iktifa ederse (yetinirse) o toplumun yarıdan fazlası zaaf içinde kalır.”
Mustafa Kemal o gece, neden evlenmek istediğini şöyle anlatmıştı: “Ben zaten evlenmek için evlenmek istemiyorum. Vatanımızda yeni bir aile hayatı yaratmak için önce kendim örnek olmalıyım.
Kadın öyle umacı gibi kalır mı?”