“Boynunda benim resmim olan bir madalyon taşıyordu.” Yanıma geldi ve bana ‘ Kızdınız mı? ’ diye sordu. ‘ Niye kazayım ki! ’ dedim.
— Kıkır kıkır gülüyordu.
Paşa, Latife Hanım’ın kendisine aşık olduğunu hayal ediyordu. Gerçi o günlerde, bütün kadınlar boyunlarında onun fotoğrafını taşıyor olabilirlerdi. Aşık olmaları gerekmiyordu. Aşk bu sırada Mustafa Kemal’in başına gelebilecek en iyi şeydi. Pek çok açıdan hayırlıydı...
Mustafa Kemal Paşa, önce Rıhtım’a ardından Konak Meydanı’ndaki Hükümet Konağı’na gelmişti. Kalabalık dağılmıyordu; balkona çıktı ve İzmirlileri selamladı, “Bu başarı milletindir” sözleri alkışların arasında kayboldu. İnsanlar kucaklaşıyor, Mustafa Kemal’e armağan edilen, tekerlekleri kırmızı-beyaz kurdeleyle sarılmış, küçük güllerle bezenmiş üstü açık otomobili okşuyordu.
20. Yüzyılın en büyük trajedisi Bosnalı Müslümanların soykırımı...
1992’de Avrupa’nın gözleri önünde bir SOYKIRIM yaşandı!
Herkes bile bile gözlerini kör edip kulaklarını sağırlaştırdığı sırada oradaki insanlar sırf müslüman oldukları için katledildi. Tecavüze uğradı, sevdiklerinin gözleri önünde işkence görüp öldürüldü. 1995’de son bulan üç buçuk yıllık bu vahşetti yaşayan binlercesinden sadece bir tanesiydi Meyra ve sadece Srebrenitsa'da 8372 kişi KATLEDİLMİŞTİR.
Sevgili Diba... Nurlar içinde huzurla uyu
ettiğin dua kabul oldu ve biz yıllar sonra okuduk yaşadıklarınızı sizlere kahrolup dua ederken yaşattıklarından dolayı Sırplara lanet okuyorum...