Bugünün pek az şeyle yetinen basit ve rahat dünyası için fazla iddialı ve açsın, seni kendi içinden tükürüp atıyor bu dünya, onun boyutlarının dışına taşıyorsun.
Her şeye kokuşmuş bir yıpranmışlığın,kokuşmuş yarı memnunlukların havası sinmişti;her şey eskimiş,sararıp solmuştu,gri,peltemsi,tükenmiş durumdaydı her şey.
Ah,nereye baksam,düşüncelerimi nereye yöneltsem,hiçbir yerde beni bekleyen bir sevinç,bana yollanmış bir çağrı,beni kendine çekecek bir şey göremiyordum.
Nasıl da bu feci durum usuldan usuldan,sinsice gelip çullandı üzerime,bu tutukluk,kendime ve herkese karşı bu nefret,tüm duygulardaki bu tıkanıklık,bu koyu,bu lanet olası bezginlik,yürekteki boşluğun ve umarsızlığın bu pis cehennemi?