Yaralayan Rüzgar
Kendi gölgesinin üzerine düşmüş bir avareyim
En uzun boylarında gölgeler karanlık çöküyor, biçareyim
Kaçmakla kurtulamayacağım bir dert içinde kalbim, el pençe divaneyim
Kapandı sansın çocuklar
Yüzümde hala taş izlerin, sersefil hengamedeyim
Zor değil ağlatabilmek timsahları
Daha büyüyecek
Bilmem kaçıncı ilk sandığım durakta sonuncu olacaktım
İşittik ve itaat ettik Rabbim
Karşı konulmaz bir çağrıydı derimin altında işleyen
Hint eli kadar uzak yerlerde
Tükettik bir ömür ki faidesiz, bereketsiz
Erdik, ayinsiz, karşılamasız buluşmaya
Saydım iki zeytin tanesi bir parça ekmek annemle aramda kuru soframızda
Top atışları, akşam ezanları, çocukluğum
Eyvah ki bilemezdik
Önce sakladık, avunduk, kuruttuk kelebek sevinciyle nurdan kanatlarını
Sam yeliydi, kırk parçaya ayırdı kırk köprüden geçerken, kırk gün boyunca
Öncü kuvvetler, birlikler, talimler neye yarar
Vakit mukadderdi
Rüzgarımdan korkar saklanırdı
İşittik arzı titreten keskin gümbürtüsüyle
Dünyanın sathı boyunca
Eğri büğrü inciler başlar üstünde, al gerdanda
Sor bakalım anlamış mı "anladığım zamanı"
Koş bakalım yola çıktıysan madem
Bulabilirsen heveslik eylediğim sonbahar düşlerimi