Siz benim gönlümde, yüksek, sağlam ve tertemiz bir mevkide, kaidesi üstünde duran bir Meryem gibisiniz. Fakat yaşamak için size muhtacım! Gözlerinize, sesinize, düşüncenize ihtiyacım var. Bana yâr, kardeş, melek olunuz.
-Fakat iki türlü ahlak vardır, dedi; biri, küçüğü, göreneğe kaçanı, insanların ahlak dediği şey, durmadan değişen ve yüksek perdeden atıp tutan, saman altından su yürüten, şurada gördüğümüz budala toplantısı gibi, çıkarcıların ahlakı. Fakat öbürü, edebi ahlak; etrafımızı saran peyzaj ve bizi aydınlatan mavi gökyüzü gibi, çepeçevre ve yukarda bulunan ahlak.
Onun sandığına göre aşk, şimşek parıltıları ve gök gürültüleri ile kendini birdenbire gösterir, göklerden düşüp hayatı altüst eden, iradelerimizi birer yaprak gibi söken, bütün kalbi uçuruma sürükleyen bir kasırgayı benzerdi.