Bu küreselleştirici olguyu gerçekleştirmek için yalnızca geçmişteki gibi yolların kameralar aracılığıyla gözetimini yapmak değil, bireyleri, onların tavırlarını, eylemlerini, mahrem tepkilerini aşın bir teşhire tabi tutmak söz konusudur.
Böylece, mecburi rekabetin akı/dışılığı bütün ekonomik, siyasal, kültürel etkinliklerimizin içinde kendine yer bulmaktadır ...
Bu en güçlünün akıldışılığıdır. Çokuluslu şirket zayıftan tuş etmiştir ("OK" tuşu!). "Dünya vatandaşı" artık paylaşılan
refleksin değil, şartlı refleksin belirlediği bir tür aile oyununun tüketicisidir. Bugün istatistik olarak da tespit edilen tavırların kitleselleşmesi olgusu demokrasinin kendisini tehdit etmektedir.
Albert Camus'nün belli bir mizahla söylediği gibi, "Hepimiz suçlu olduğumuz gün gerçek demokrasiye ulaşmış olacağız!"