Örneğin; son birkaç yıldır dünya demir çelik endüstrisinde yaşanan kriz nedeniyle, ABD Ticaret Bakanı ve yardımcısı, ABD'nin yüksek maliyetli demir çelik üretimini ucuz ithalattan korumak amacıyla (ABD demir çelik üretimi ucuz ithalat karşısında rekabet gücünü kaybetmişti) demir çelik üreticisi Çin, Japonya, Rusya, Almanya, Kore'yi dolaşıp dünyanın çelik devlerine "üretimi azaltıp fiyatları arttırın" baskısını uyguladı. Bundan sonuç alamayan ABD Ticaret Bakanlığı bir kez de ikna turu yaptı. Tüm bu baskı ve ikna çalışmalarından bir sonuç alamayan ABD demir çelik sektöründe başlayan iflasların hemen ardından demir çelik ithalatına %30 lar mertebesinde gümrük vergisi koyarak kendi demir çelik sanayisini koruma altına aldı. Benzer bir uygulamada Avrupa birliğinden geldi. Avrupa Birliği de demir çelik ürünleri ithalatına kota koyarak üye ülkelerin demir çelik sanayiini koruma altına aldı. İşin garip tarafı gümrük birliği ile tek taraflı AB kapısı önüne bağlanan Türkiye'nin de AB tarafından kota uygulamasına dahil edilmiş olmasıydı!
Bir o kadar garip olanı da her fırsatta Türkiye Cumhuriyetinin, kalan en son komünist devlet olduğu iddiasında olan, ele geçirilmiş, yürekleri gaflet, dalalet ve ihanet olarak atan, küreselleşme, serbest ticaret havarisi kafalardan bir tek çıt çıkmamasıydı.