DİN HÜRRİYETİ SENARYOSUNUN
YASALLAŞTIRILMASI
Amerikalı işadamı-misyoner Al Dobra, yabancı ülkede uyguladığı yöntemi şu sözlerle anlatıyordu:
"Amacım bir Müslüman'ı dininden döndürmek değil. (..) Hedefim (olan attığım tohum) önce çürüyecek, sonra çatlayacak ve (fidan) büyüyecek; (o kişiler) giderek dinlerini sorgulamaya başlayacaklar. "[662]
Bu sözler, Batı'nın ve özellikle ABD'nin yüzlerce yıllık saldırısının bir özeti gibi. ABD'nin elli yıl süren demokrasi ve hürriyet
patronluğu, her nedense kendine muhalif politikaları demokrasi kapsamı dışında bırakıyordu. Çok partili politik sisteme sahip ülkelerde bile seçimle gelmiş yönetimlerin güç kullanılarak ve kan
dökülerek devrilmeye engel olmak bir yana, yıkım işini el altından destekliyordu. Bunu kimi ülkelerde demokrasi ve hürriyet davasına dayanarak ya da dinci örgütlere arka çıkarak yapıyorlardı.[663]
1990'dan sonra, ülkeleri komünizm tehdidi ile korkutarak, onlar üstünde siyasal egemenlik kurmak olanaksızlaştı. 1980'lerin başlarında "demokrasi projesi" adıyla başlatılan örgütlenme ve açık
müdahale programı, sosyalist bloğun yıkılması üzerine yeni bir iaraçla donatıldı: "Din Hürriyeti."