Seçmenlerin zihnini halkın refahı ve kamu hizmetleriyle ilgili görüşleriyle uyum içinde şekillendirmeyi öğrenebilirse politikacının halkın grup ön yargılarının kölesi olması şart
değildir. Çağımızın devlet adamı için asıl önemli olan halkı nasıl mutlu edeceğini değil nasıl yönlendireceğini bilmektir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Arkanızda sempatik kamuoyu yoksa ne kadar sermayeniz olduğu, ücretlerin ne kadar adil olduğu, hizmet şartlarının ne kadar lehinize olduğu -fark etmez; başarısız olmaya mahkumsunuzdur." Ülkenin önde gelen güçlü iş adamlarından Samuel Insull'ın görüşü budur. Dahası Amerika Birleşik Devletleri Çelik Birliği Başkanı Yargıç Gary de "Halkın iyi niyetini arkanıza aldığınız zaman, yapıcı büyüme işinde ilerleme kaydedebilirsiniz. Genellikle insanlar bu muğlak ve soyut ögeyi hafife almaya çalışıyorlar. Bu yıkım getirir." sözleriyle benzer bir görüşü ifade etmişti.
Sürekli anlamlandırma, halkın zihnine yönelik her yaklaşımı halk genellikle farkına varmadan arzulanan izlenimi edinecek
şekilde kontrol etmeye çalışmakla sağlanır.
Doğal olarak buradan şu soru doğdu: Grup zihninin mekanizmalarını ve güdülerini anlarsak kitleleri onların haberi olmadan kendi irademize göre kontrol altına almamız ve düzene sokmamız mümkün olmaz mı?
Son zamanlarda gerçekleştirilen propaganda uygulamaları, bunun en azından bir noktaya kadar ve belli sınırlar içinde mümkün olduğunu ispatladı.
Milyonlarca insanın kaderini kontrol eden görünmez hükümdarlar var. En nüfuzlu kamusal kişiliklerin sözcük ve eylemlerinin ne dereceye kadar perdenin gerisinde duran kurnaz kişilerce söylendiği genel olarak fark edilmemektir. Şimdi, asıl önemli olan, düşüncelerimizin ve alışkanlıklarımızın yetkililer tarafından ne derece değiştirildiğidir.