Bayan Yaeko, köpeğin biraz topalladığını ve pek de iyi görünmediğini fark edince kararlı bir şekilde, "Onu götüreceğim," dedi.
"Buradan gitmeyi isteyeceğini sanmıyorum Bayan Yaeko. Sanırım profesörü beklemeye devam edecek ta ki..."
Bayan Yaeko, "Ne yazık..." diyerek gazetecinin sözünü kesti, "Ne büyük bir acı..."
Bazı günler Hachiko, Yoyogi Parkı'na gidiyordu.
Kim bilir belki de gümüş saplı bastonuyla orada merakla kelebekleri seyreden profesörü bulmayı umut ediyordu. Ne yazık ki şans hiç yüzüne gülmüyordu.
Olaydan iki gün sonra Hachiko istasyona geldiğinde boynunda artık yeni bir tasma vardı:
"Sahibi, Profesör Ueno ve Shibuya İstasyonu sakinleridir," yazıyordu tasmada.
Ibuki postaneye girerken köpeğe bakıp, "Boşuna bekleme!" diye ekledi. "Profesör artık geri dönmeyecek, anlıyor musun?"
Bayan Sasaki şaşkınlık içinde, "Bu şekilde canavarca konuşup böyle şeyler söylemeyin, Ibuki!" diye parladı.
"Ama gerçek bu!"
"Evet, öyle olabilir," diye yanıtladı Bayan Sasaki. "Gerçek bu ve herkes biliyor. Ama öyle zamanlar vardır ki gerçekler haddinden fazla dayanılmaz olduğunda, onu bilmezden gelmeyi yeğleriz."
Hachiko o gün yine istasyon meydanında profesörü bekleyecekti ama boş yere. O akşam profesör geri dönmedi. Konferans verirken beyin kanaması geçirmiş, doktorlar onu kurtaramamış ve ne yazık ki hayatını kaybetmişti.