NewtonunKafasınaDüşenElma

Altaïr bu sefer alaycı bir tavırla gülümsedi. "Peki sen olsan ne yapardın?" "Dikkati üzerimize çekmezdim. Masum birinin canına kıymazdım." Altaïr iç geçirdi. "Görevimizi nasıl tamamladığımız Önemli değil, yerine getirilmesi yeterli." "Ama izlenmesi gereken yol bu değil..." diye başladı Malik.
Sayfa 31 - Epsilon·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Üstat'ım," dedi Umar. "Sizden son bir isteğim olacak. Altaïr'e göz kulak olun. Onu talebeniz olarak kabul edin." Al Mualim başıyla onayladı. "Elbette, Umar," dedi. "Elbette." Umar kulenin merdivenlerinden aşağıya indi ve avlunun içinden geçip kemerin altından yokuşlu yola çıktıktan sonra ana kapıya doğru ilerledi. Bu esnada iç kaleye sessizlik çöktü. Umar kuzu kapısına ulaştığında bir nöbetçi gelip kapıyı açtı. Umar eğilip kapının altından geçti. Arkasından bir ses geldi: "Baba!" Koşan ayak sesleri duyuldu. Umar durdu. "Baba." Oğlunun sesindeki kederli ifadeyi sezdi ve kapıdan dışarıya adım atarken ağlamamak için gözlerini sımsıkı yumdu. Nöbetçi kapıyı arkasından kapadı. Ahmet'i taşın üzerinden çektiler. Umar ona güven verici bir bakış atmaya çalıştı ama Ahmet sertçe sürüklenerek kuzu kapısının dışına bırakılırken onun bakışlarına karşılık veremedi. Kapı açıldı ve Ahmet sürüklenerek içeri alındı. Sonra kapı arkasından tekrar kapandı. Kollar Umar'ı tuttu. Onu taşa götürüp Ahmet'i yatırdıkları gibi yatırdılar. Umar boğazını açtı ve celladın tepesinde dikilişini seyretti. Parlayan kılıç aşağı inip dokunduğu yeri keserken, iç kaleden Umar'ın kulaklarına "Baba!" diye bir ses geldi.
Sayfa 25 - Epsilon·Kitabı okudu
Gözcü ilk önce kuşları gördü. Harekete geçen bir ordu, leşçileri üzerine çeker; özellikle de yiyecekten, çöpten, at ve insan leşinden kalan artıkların üzerine çullanan kanatlı cinsleri... Gözcü daha sonra toz bulutunu gördü; ardından da ufukta beliren, böcek gibi ağır ağır ilerlemekte olan, karşısına çıkan ne varsa içine alan, devasa, kara lekeyi. Bir ordu, ilerlediği bölgenin doğal görüntüsüne yerleşir, onu bozar ve yıkar. Yoluna çıkan ne varsa yutan kocaman, aç bir canavardır. Çoğu kez -Salah Al'din'in de çok iyi bildiği gibi- görüntüsü bile düşmanın teslim olmasına yeter. Fakat bu kez yetmemişti. Düşmanları Assasinler olunca yetmezdi.
Sayfa 14 - Epsilon·Kitabı okudu
Alıntı
...araştırma ve gezme arzusu ona şehvetli bir kadının seslenişi gibi geliyormuş artık; karşı konulmaz, baştan çıkarıcı ve göz ardı edilemeyecek bir sesleniş...
Sayfa 9 - Epsilon·Kitabı okudu
Alıntı
incitme
Gölgesinde otur amma Yaprak senden incinmesin. Temizlen de gir mezara Toprak senden incinmesin. Yollar uzun, yollar ince Yol kısalır aşk gelince Yat kurban ol İsmail’ce Bıçak senden incinmesin. Burdayım de ararlarsa Doğru söyle sorarlarsa Tabutuna sararlarsa Bayrak senden incinmesin. İl göçsün göçtüğün vakit Yol yansın geçtiğin vakit Suyundan içtiğin vakit Kaynak senden incinmesin. Toz konmasın sakın sana Hakkı geçer halkın sana Gücenmesin yakın sana Uzak senden incinmesin.
Edebiyat