Evet, her yanda yıkım, yalnızlık vardı. Ufkun üstünde romantik ışıklar saçarak parlayan akşam yıldızının başındaysa ne işlerin döndüğünü hiç kimse bilemezdi.
Musa'nın yalnızlığını delik deşik eden biricik etken, uzun yıllardan beri yazdığı belgeli Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın romanıydı. O günün ölü-sağ bütün kahramanları, hainleri hep Musa'nın ölümsüzlüğe gerdiği sonsuz perdenin üzerinde geziniyor, konuşur, gülüyor, kızıyor, silâh atıyor, bomba savuruyor, yeniden şehit oluyordu. Bunca kalabalık insan, tarih insanı arasında yalnızlık duymak nankörlükten başka bir şey değildi. Yazıyordu. Çevresinde salt bu kahramanlar ya da hainler, bir de birkaç yumuşak bakışlı kedisi ile köpeği dolaşıyordu..
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ahmet Usta:
- Kentteki işinden başka neler yapıyorsun, şu sırada bir edebiyatçı, bir şair olarak? diye sordu..
- Takma adlarla çevirdiğim çocuk masallarıyla romanların dışında bir roman üzerinde çalışıyorum. Ulusal Kurtuluş Savaşımızın da, sekiz-on cilt tutacak iyice incelenmiş bir romanı üzerinde hazırlık yapıyorum. Malzeme topluyorum, not tutuyorum. Şimdiye dek epeyce topladım. İlk fırsatta hemen yazmaya başlayacağım. Tarihin, hakkını yediği birçok büyük kahramanı su yüzüne çıkaracağım. Bu alanda en güzel romanların konuları yatıyor.
Her zaman böyle oldu, her zaman da böyle olacak. Zaman ve dünya, para ve güç, küçük ve sığ insanların elinde bulunacak her zaman, asıl insanların elinde ise hiçbir şey. Yalnızca ölüm..