- Onlar Yunanlı değilmiş, halife ordusuymuş, Padişahımız, efendimizin ordusu.. Efendimize karşı gelenler varmış; onları temizleyecek, bizi kurtaracakmış!
- Biz subaylardan hoşlanmayız, dedi.. Memleketi savaşa sokan subaylarmış. Enver Paşa da subaymış; Padişahımız efendimizi dinlememiş de başımıza bu haller gelmiş. Şimdi halifemiz idareyi doğrudan doğruya eline almış. Artık savaşmayıp padişahımıza dua edecekmişiz. Halife ordusu da bizleri subaylardan temizleyecekmiş!..
Derin derin soludu, tüfeğini omzuna vurdu, karşısında ne diyeceğini şaşırmış gibi duran Ali'ye son defa baktı.
- Dinle, dedi, bundan sonra "Yaşa Venizelos" dersen sakın bir daha kimsenin kafasına kaldırım taşı atma, eğer atacaksan "Yaşa Venizelos" deme!.. Hepsi bu kadar!
- Çocuksun!.. Daha çok görmen gerek. Yaş denen nesne yıllarla sayılırsa yanılır insan!.. Bizim bir ordu komutanımız vardı; adı Mustafa Kemal'di. Sarı Paşa derdik ona. Yıllara vurursan yaşı gençti. Gel gör ki geride bıraktığı yılların üç mislini, belki de daha fazlasını yaşamıştı. Bizi kurtardı Suriye'de İngiliz'in elinden. Nasıl mı diyeceksin? Gördüğü için kurtardı...