Rönesansın siyasal kosullari bireysel gelişime elverişliydi, ama istikrarsızdı; aynı antik Yunan'da olduğu gibi, istikrarsızlık ve bireysellik yakından iliskiliydi. İstikrarlı bir toplumsal sistem zorunludur; ama bu zamana kadar her istikraralı sistem, olağanüstü sanatsal ya da entellektüel meziyetin gelişmesini engellemistir.
Teknik olarak bilim pratik insanlarda, teorik filozoflar arasında rastlananda tamamen farklı bir bakış oluşturuyordu. Teknik, bir güç duygusu vermekteydi; insan, artık, daha önceki zamanlarda olduğundan çok daha az çevre insafına kalmıştı. Ama tekniğin verdiği güç bireysel değil, toplumsaldı. Bilimsel teknik, tek bir istikamete yönelmiş çok sayıda bireyin iş birliğini gerektirir. Bu nedenle eğilimi anarşizme, hatta bireyciliğe aykırıdır; çünkü kenetli bir toplumsal yapıyı gerektirir.
“Düşünün ki bu adada bir sistem olmasin, zamanla aranizda bazıları tüm gücü eline alsin. Bu kisiler o an size zarar vermese ve özgürlügünüze karismasa bile, siz onlarin keyfi müdahalelerine açık oldugunuzdan, tehditlerini daima üzerinizde hissedersiniz. Ve onlara yaranmaya, ortada tehdit yokken
bile hoşlarına gitmeye çalışırsınız. Bu his içinde olmanız, özgürlüğünüzü zedeler."
Şunu iyi bilin ki, birey olma cesareti gösterdiginizde, size de bedel ödetmek isteyecekler.
Ancak unutmayin. Dans eden bir yıldız doğurmak istiyorsanız, içinizde kaos taşımaya hazır olmalısınız.