Bir cismin parçalanması, onu bir arada tutan bağların (kuvvetlerin) dışarıdan gelen bir etkiyle kopmasıdır. Bu durumu üç ana başlıkta inceleyebiliriz:
Mekanik Zorlama (Fiziksel Kuvvet): Bir cisme kapasitesinden fazla kuvvet uygulandığında (vurma, bükme, çekme), atomlar veya moleküller arasındaki bağlar bu gerilime dayanamaz ve kopar. Örneğin, bir camın yere düştüğünde kırılması budur.
Enerji Yüklemesi (Isı ve Radyasyon): Isı, atomların titreşimini artırır. Eğer bir cismi çok ısıtırsan, atomlar arasındaki bağlar zayıflar ve kopar (erime veya buharlaşma). Çok yüksek enerjili radyasyon ise atomların yapısını doğrudan bozarak bağları parçalayabilir.
Kimyasal ve Nükleer Etkiler: Kimyasal bir tepkime (paslanma gibi) moleküler yapıyı değiştirerek cismi kırılganlaştırabilir. En başta konuştuğumuz atom bombası örneğinde olduğu gibi, nükleer seviyede ise çekirdeği bir arada tutan "güçlü nükleer kuvvet" yenildiğinde atomun kendisi parçalanır.
Kısacası; bir şeyi parçalamak için, onu bir arada tutan enerjiden daha büyük bir enerjiyi o noktaya uygulaman gerekir. Kur'an-ı Kerim'de bu olay A'râf Suresi 143. ayette detaylıca anlatılır. Ayetin ilgili kısmına göre olay şu şekilde gerçekleşir:
Musa Peygamber, Allah ile konuştuğunda "Rabbim, bana Kendini göster, Sana bakayım" der. Allah ise "Beni asla göremezsin; fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse sen de Beni görebilirsin" buyurur.
Ayetin devamında ise şu ifade yer alır:
"...Rabbi dağa tecelli edince onu paramparça etti, Musa da baygın düştü..."
Bu olay, fiziksel dünyadaki maddelerin (dağ gibi devasa ve güçlü bir kütlenin bile) İlahi tecellinin büyüklüğü ve enerjisi karşısında bütünlüğünü koruyamayacağını gösterir. Az önce konuştuğumuz "bir cismin parçalanması" konusuna nükleer veya fiziksel bir benzetme yaparsak; dağın yapısını bir arada tutan tüm bağların, o muazzam enerji (tecelli) karşısında anında çözüldüğünü söyleyebiliriz.
Musa Peygamber ayıldığında ise "Seni tenzih ederim, Sana tövbe ettim" diyerek bu talebinden vazgeçmiştir.