Gökçe Zafer Özaki

Sonra bir kadın dedi ki: Bize sevinç ve kederden bahset. Ve o cevap verdi: Sevinciniz açığa çıkmış üzüntünüzdür. Ve kahkahalarınızın yükseldiği aynı kuyu, çoğu zaman gözyaşlarınızla dolmuştur. Başka nasıl olabilir ki? Üzüntü varlığınıza ne kadar derin kazınırsa, o kadar çok sevinç barındırabilirsiniz. İçeceğinizi koyduğunuz bardak, çömlekçinin fırınında yakılan bardağın ta kendisi değil midir? Ve ruhunuzu dinlendiren lavta, bıçaklarla oyulmuş ağacın ta kendisi değil midir? Sevinçli olduğunuzda kalbinizin derinliklerine bakın ve göreceksiniz ki, size üzüntü veren şey aslında size sevinç veriyor. Kederli olduğunuzda tekrar kalbinize bakın, göreceksiniz ki aslında sevinciniz olan şey için ağlıyorsunuz. İçinizden bazıları, "Sevinç kederden daha büyüktür" diyor, bazıları da, "Hayır, keder daha büyüktür" diyor. Ama ben size diyorum ki, bunlar birbirinden ayrılamaz. Birlikte gelirler ve biri seninle yalnız başına sofraya oturduğunda, diğerinin senin yatağında uyuduğunu hatırla.
Reklam
O yokken bile onu sevmekten vazgeçmemeye aşk diyoruz
Ben seni sensiz de severim. Hatta bıraksana ben seni sensiz seveyim. Bence sevginin tanımı onsuz da sevebilmeyi başarmaktır. Laf anlatamam bu çocuk kalbime her şeye rağmen yine sevilirsin. Gitmekte özgürsün ben seni ısıtmak için canımı yakarken diğerleri sana seni seviyorum der üşürsün
Semâ’ın ne olduğunu bilir misin? O, şahsî varlıktan vazgeçip; mutlak yokluk içinde bekâyı zevk etmektir. Mevlana
Reklam