Kıvrılan Sayfa

Kıvrılan Sayfa
Oysa benim ruhumda savaş var, durmadan ölüyor içimdeki insanlar. -shakespeare
Halide Edip Adıvar’ın Eseri Üzerine Bir İnceleme
10/10
·208 syf.··
2025 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 13:44
Halide Edip’in ilk kez bir kitabını okudum ve şunu açıkça söylemeliyim ki, bu okuduğum son kitabı olmayacağı kesin. Bir romancının bir başka romancıya yazdığı ve “Yakup Kadri Bey’e” diye başlık attığı açık mektupla başlayan bu roman, edebiyatımızda neredeyse tek olan romancıdan romancıya bir teşekkür mektubudur. Halide Edip, yaşadığı dönemi en iyi şekilde, insanın içine işleyen anlatımı ve duygu yoğunluğuyla anlatmış; ülkenin Millî Mücadelesini okuyucuya âdeta kemiklerine kadar hissettirmiştir. Bu eser, tarih derslerinden daha çok insanı derinden etkiliyor. Çünkü olayları yaşamış birinin ağzından duymak, bu ülke için yaşananları daha fazla benimsememe yol açtı. Hikâyenin sonunda başkarakterin bacaklarını kaybetmesi ve kafasındaki kurşun nedeniyle yaşadıklarının, doktorların “kurşunun dimağındaki etkisi” olarak açıklanması; karakterin yaşadığı kabus gibi günlerin aslında zihinsel bir savaş olduğunun göstergesidir. Sonunu hiç böyle beklemiyordum. Okuduğumda âdeta duvara toslamış gibi oldum. Ama yazarın sonda vermek istediği mesajla bu romana başka bir son yazılamazdı. Okumanızı tavsiye ederim:)
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202030,3bin okunma
Reklam
İçimizdeki Şeytan – Kitap İncelemesi
8/10
·294 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2025 23:24
Sabahattin Ali’nin kendine has anlatım dili, bir kitabın kapağında ismi olmasa bile onun kaleminden çıktığını hissettiriyor. Bu eser de onlardan biri. Yazarın kitaplarını hayranlıkla okuyorum; her biri beni etkisi altına almayı başarıyor. “İçimizdeki Şeytan”, 1900’lü yılların Türkiye’sini derinlikli bir şekilde yansıtıyor. Karakterlerin konuşma tarzı, mekan tasvirleri ve betimlemeler o dönemin ruhunu fazlasıyla hissettiriyor. Hiç yaşamadığım bir zamanda, hiç görmediğim yerlerdeymişim gibi hissettim. Romanın merkezinde Macide’nin Bedri ve Ömer’le yaşadığı duygusal ilişkiler var gibi görünse de, aslında anlatılmak istenen çok daha derin. Bu ilişkiler sadece birer araç; asıl konu “insan”ın ta kendisi. Macide, sıradan bir kız değildir. Sessiz, içine kapanık ve olgun bir yapıya sahiptir. Müzik öğretmeni olarak gelen Bedri ile aralarında bakışlarla kurulan bir bağ oluşur. Ancak hayat Macide’yi farklı bir yola sürükler. Emine Teyze’nin yanına İstanbul’a gider ve burada Ömer’le karşılaşır. Ömer, Macide’yi ilk görüşte sever. Ancak Ömer’in karmaşık kişiliği, zamanla bu ilişkinin zeminini sarsar. Ömer, zeki olmasına rağmen hayata tutunamayan, bir işe tam olarak odaklanamayan, kendini sorgulayan ama çoğu zaman sorumluluk almaktan kaçan bir karakterdir. Olmak istemediği biri gibi davranır, onu anlamayan insanlarla vakit geçirir ve aslında istemediği şeyleri yapmak zorunda kalır. İçindeki huzursuzlukla başa çıkmak için bunu “içindeki şeytan”a bağlar. Ancak sonunda şu önemli farkındalığa ulaşır: “İçimizdeki şeytan, pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… İçimizde şeytan yok. İçimizde aciz var. İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak alışkanlığı var.” Bu farkındalığa ulaşsa da, Macide’yi çoktan kaybetmiştir. Romanın
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 2020208,8bin okunma
Puan vermedi·202 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2025 20:58
Merhaba, ilk defa bir inceleme yazıyorum, o yüzden yanlışlarım olabilir. Kitap, benim fikrimce dram, gerilim ve aksiyon üzerine kurulu diyebilirim. Okuduktan sonra “Ne okudum?” diye şöyle bir 5 dakika kaldım. Beni etkileyen kitapların arasında girmeyi başardı. Kitapların olmadığı; okumanın, yazmanın, konuşmanın, düşünmenin yasak olduğu ve başka duyguların pek yer edinemeyeceği, toplumun sözde mutlu olmasını isteyen bir devlet... Farklı düşüncelere sahip, farklı davranışlarda bulunanları kabul etmiyorlar. Evlerin artık yanmayan malzemeden yapıldığını ve itfaiyecilerin yangın söndürmediği bir hayat... Asıl görevleri, kitap yakmak ve yangın çıkarmak.“Öyle bir şey olabilir mi?” diyebilirsiniz. Ama kitapta daha neler olmuyor ki? Kitabı okuduğunuzda, bir bakmışsınız Montag'la birlikte olayların içindesiniz. Kitabın baş karakteri olan Montag, bir itfaiyecidir. Bir gün Clarisse , Montag’ın uyanmasını sağlıyor ve sorgulamaya başlayan Monta, ihanetten vatan hainliğine, oradan da katil olmaya kadar gidiyor. Bir an “Ya ileride bizim toplumda da kendi isteğiyle okumayı, kitapları istemezlerse ve hayatımızdan kitaplar çıkıp giderse?” diye düşünmedim değil. Sonunu farklı bekliyordum ama yine de güzel bitti. Okumanızı tavsiye ederim.
1000Kitap
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,3bin okunma