Allah bu fırtınalarla bizi tekrar kendisine çekmek
ister. Çünkü kıyıda "rahatken" yaptığımız dua, fırtınalı havada
okyanusun ortasındayken yaptığımız duaya benzemez
Allah'a sanki O'nu yeni
tanıyormuşsunuz gibi dua etmeyin. Kırgın bir halde diz çökmüş
yalvarırken, sizi daha önce de bulup kurtaranın O olduğunu
hatırlayın. Sizi çaresiz bulup kurtaran, kederli bulup iyileştiren,
muhtaç �ulup nimetler veren, korkmuş bulup koruyan, aç bulup
doyuran, yolunu kaybetmiş bulup yol gösteren ve zayıf bulup
güçlendiren hep O'dur.
İnsanların çoğu, imtihan olunurken Allah' a yönelmez, çünkü
yaşadıkları şeyle kendi kendilerine başa çıkmaları gerektiğini
sanırlar. Bu yüzden yalnız başlarına acı çeker ve bu ağır yükü
tek başlarına yüklenirler. Bazen Allah'tan güç ve sabır isterler
ama O'nun yardımını ya da sıkıntıdan kurtulmayı istemek akıl
larına gelmez.Yalnızca kendilerine, kendi güç ve yeteneklerine
güvenirler ve "ben hallederim", "ben güçlüyüm", "ben bunu
yapabilirim'' diye düşünürler.
Oysa bizden istenen bu değildir.
Allah'a yönelip O'ndan yardım istediğimizde, fırtınanın
amacını yerine getirmiş oluruz. Bazen imtihanların asıl amacı,
bizi Allah'tan yardım istemeye yöneltmektir.
Fırtınanın asıl amacı, sığınağa gitmemizi sağlamaktır:
Allah'ın sığınağına.
Allah'tan şikayetlenmek, rüzgara ve yağmura kızmaktan,
fırtınaya kafa tutmaktan farksız bir durumdur. Çünkü bunu
yapmak ne fırtınayı dindirir ne de yağmuru hafifletir. Fırtınaya
kafa tutmamız sadece bize zarar verir. Ayrıca fırtınanın orada
olduğunu inkar etmek de onu ortadan kaldırmaz. Bir fırtınadan
kurtulmanın tek yolu, onun varlığını kabul etmek ve sığınacak
bir yer bulmaktır.
Ayet, "kederlenmeyin'' demiyor, "hüzünlenmeyin'' diyor.
Hüzün kelimesi Arapçada "0 � C" harflerinden oluşur ve
kelime zorluk ve sertlik manası içerir.
Bir zorlukla karşılaştığımızda refleks olarak biz de sert bir
tepki verebiliriz.