Kur' an ve Sünneti incelediğimizde son derece mühim bir
ilkeyi öğreniriz: Allah bize, bizim başkalarına ettiğimiz gibi
muamele eder. Bu da bizi bir diğer önemli ilkeye götürür. "Altın
Kural" der ki: "Başkalarına, size davranılmasını istediğiniz gibi
davranın." İslam'da bizim başka bir ilkemiz daha vardır, ona da
"Platin Kural" diyelim: "Başkalarına,Allah'ın size davranmasını
istediğiniz gibi davranın."
Allah Kur' an'da pek çok kez
"inananlar ve salih amel işleyenler" der. Yani sadece inanmak
yeterli değildir, bu inancı fiiliyata da dökmemiz gerekir. Mevzu
ister dünya ister din olsun, çoğu insan ne yapılması gerektiğini
bilir ama harekete geçmez.
Hz. Peygamber (sav) ayrıca şöyle buyurur:
'
"Müminin işine hayret ederim. Şüphesiz Allah, mümine
kendisi için hayırlı olandan başkasını takdir etmez." (Müsned-i
Ahmed, 12495)
Hz. Peygamber'in sözlerinden şunu öğreniyoruz; eğer inanmışsak başımıza gelen her şey aslında bizim için iyidir. Bu yüzden mümin her daim ümitvar olmalı ve başına gelene olumlu
bir mana atfetmelidir. Bu her şeyi değiştirir.
Şüphesiz, zorlukla beraber
bir kolaylık vardır. "
(Kur'an, 94:6)
Yani her an hepimize hem zorluk hem de nimetler verilmiştir.
Bunlar birlikte gelir. Hangisine odaklanacağımızı biz seçeriz. Ve
bu seçim, her şeyi değiştirir.