Ahlaki kavramlarla kendimi tanımladıkça, kendiliğime dair bir bilgi edinmiş oluyorum. Kendimi
tanımladıkça Rabbimi de tanımlamış oluyorum. Bu ahlaki kavramlardan Rabbimin ahlakına bir kapı açmış
oluyorum. Marifet dediğim şey, nefsimin ahlakını fark edebilmek, nefisten kasın kendi ahlakımı fark
ettiğimde Allahın ahlakını bilmeye bir yol alacağım. Marifet, Allahı bilmek demek. Allah fıtratımızda var,
Allahla alakalı en çok Allaha benzemek istiyorum. Bunun için çok uzağa gitmeme gerek yok. Çünkü, Allah
bizi yaratırken ruhu üflerken kendi esma ve sıfatlarından bize verdi.
Rabbimin Rahman olduğunu bilmem için, rahman ismini önce kendimde arayacağım, buradan bir kapı açıp,
rabbimin rahman ismine ulaşacağım. Allah’ın Rahman isminden bize düşen kısmı “merhamet” asla acımak
değil. Acımakta kibir var, karşı tarafı küçük görmek var. Merhamet çok daha güçlü faal bir anlama sahip.
Merhamet, daha büyük resmi düşünmektir (sokakta çalışan çocuklara para vermek, acımaktır, ama onu
çalıştıranları pekiştirmemek para vermemekte merhamettir.) Merhamet bazen sert kararlar verebilmektir.
Hz.Yusufa 10 kardeş geldiğinde, Yusuf as onlara Yusuf olduğunu açıkladığında, abiler nasıl bir mevkiye
gelmişsin bizi affet diyince, Yusuf as onlara “Bugün size hiçbir kınama yok” diyor. “Allah sizi affetti.
”Çünkü o merhametlilerin en merhametlisi”