İbrâhim “Rabbim! Ölüleri nasıl diriltiyorsun, bana göster!” deyince, rabbi “Yoksa inanmıyor
musun?” demişti. O “Hayır inanıyorum, fakat kalbim tam kanaat getirsin diye” cevabını verdi.
Rabbi “Kuşlardan dört tane al, onları kendine alıştır, sonra (parçalayıp) her bir tepeye onlardan bir
parça bırak, sonra onları çağır. Koşarak sana gelecekler ve şunu bil ki, Allah hep galiptir ve hikmet
sahibidir” buyurdu. (Bakara-260)
Bundan sonraki ayeti kerimelerde merakla ilgili hep “keyfe” “nasıl” kelimesi geçmesi dikkatimizi çekiyor.
Sorgulama yok iman etmiş. “neden ve niçin” yok. Ama merak ediyor “nasıl yapıyorsun bunu?” Çünkü
“nasıl” sorusu olaya daha bilimsel yaklaşmayı sağlıyor. Deliller, kanıtlar, deneylerin yapılmasını
gerektiriyor. Nasıl sorusunun karşılığını verirken Allahu Teala İbrahim as’a tam bir deney öğretiyor.
İbrahim as merak etti ve ardından cesaretle sordu. Hepimiz biraz cesaretsizizdir. Merak cesareti tetikliyor.
Bizi cesaretlendiriyor. Cesarette işe koyulmayı sağlıyor. Merak ile aklını tatmin etti. Akıl tatmin olduğunda
akıl kalbe imanı fısıldamış oldu. Merakla başlayan yolculuk imanla son buldu