Ulaş Eriş

Kontrollü savaş uygulaması
ABD 1945'te atom bombasına, 1952'de hidrojen bombasına sahip olmuştu. SSCB kısa sayılabilecek aralıklarla aynı silahları yaptı: 1949'da atom bombası, 1953'te hidrojen bombası. Bu silahlar kullanıldıkları takdirde birbirlerini yok etmekle kalmayıp, dünyanın büyük bölümlerini yaşanmaz hale getirme tehlikesini içermekteydi. Onun için III.Dünya Savaşı çıkmadı. Buna ''dehşet dengesi'' deniyordu. Ama ABD ve SSCB'nin ya da onlar adına kimi ülkelerin klasik silahlarla savaştığı yerel savaşlar oldu. Buna örnek Kore, Vietnam, Afganistan, Irak savaşlarıdır.
Reklam
Yalta Konferansı ve stratejik çıkar ilişkileri
Üç büyükler (ABD, SSCB, İngiltere) aralarında eşgüdümü sağlamak ve dünyanın geleceğini planlamak için 4-12 Şubat 1945'te Kırım'ın Yalta kentinde toplandılar. Kızıl Ordu bütün Doğu Avrupa'ya ve Yunanistan dışında Balkanlar'a girmiş ya da girmek üzereydi. Yunanistan'da ise komünist partizanların (ELAS: Yunan Halk Kurtuluş Ordusu) sözü geçiyordu, dolayısıyla orası da SSCB'nin denetimi altında sayılabilirdi. İşte Churchill, buralardan İngiltere'ye bir nüfuz bölgesi koparmak istiyordu. İngiltere, Romanya ve Bulgaristan'ı Rusya'ya ''vermek'' karşılığında Yunanistan'ı sahiplenmek istiyordu. Yugoslavya ve Macaristan'da ise iki devletin eşit ağırlığı olacaktı. Stalin buna razı oldu. (Yalnız, sonuçta Macaristan tam olarak Sovyet nüfuzu altına girecekti.) Roosevelt bu pazarlığı öğrenince I.Dünya Savaşı'nda selefi Wilson gibi bundan hoşlanmadıysa da anlaşılan razı oldu. Yalta'da 'büyükler' dünyayı 'düzenlediler' şunları görüştüler: Rusya Uzakdoğu'da Güney Sahalin, Port Arthur, Kuril Adaları, Mançurya'da Doğu Çin ve Güney Mançurya demiryollarını istiyordu. ABD Japonya'yı bir an önce yenilgiye uğratmak için Sovyetler'in Japonya'ya savaş ilan etmesini istiyordu. Almanya üç işgal bölgesine ayrılacak, fakat İngiliz ve ABD bölgelerinden Fransa'ya da bir işgal bölgesi ayrılacaktı.
Japonya'nın toplumsal yapısı
Japonya gergin bir toplumdu. Feodal bir toplum inanılmaz bir hızla kapitalistleşmiş, sanayileşmişti. Büyük bir nüfus baskısı vardı. 1935'te nüfus 69 milyonu bulmuştu. ve yılda 1 milyon kadar artıyordu. Doğal kaynakları kıt, küçük bir toprağa sahip bir ülkeydi. Sık sayılabilecek biçimde siyasal suikastlar yaşanıyor, gözü dönük tipler siyasetçileri öldürüyordu.
Japonya
Japonya çok ilginç bir ülke... Sınırlı çevrede olmakla birlikte, Nagasaki'de Hollandalılardan edinilen kitaplardan yararlanarak 18.yüzyılın başlarından itibaren Batı bilimini özümsemeleri... Bir ara yığınlar halinde Hristiyan olmaları... 1854'te Amiral Perry'den gelen dayatmadan başlayarak pek çok alanda hızla modernleşme çabasına girmeleri... Eğitimin önemini anladıkları için Meiji Restorasyonu (1868) gerçekleştiğinde okuryazarlığın yüzde 40 oranlarında olması... Sanayileşmeyi başardıktan sonra bu sefer Batı'nın emperyalizmini benimsemesi ve Çin üzerinde uygulamaya kalkması... Avrupa'nın çoğunluğuyla birlikte faşist olmaları... Sonra da tepelerinde atom bombaları patlayınca ani (ve zorunlu) bir dönüşle, örneğin dünyada ABD dışında pek oynanmayan beyzbol oyununu oynamaya başlamaları... Öte yandan Japonya'nın çok tutucu bir damarı da var. Dönem dönem dış dünyaya kapanmaları, imparatorluktan vazgeçmemeleri, evde de olsa, kimonoyu sırtlarından eksik etmemeleri, Batılılara ters birçok adet, görenek, davranış biçimlerini sürdürmeleri, yakın zamana kadar iktidarda hep aynı partiyi tutmaları...