‘’...Kelimeleri, daha önce, öyle kötü yerlerde kullanmış oluyoruz ki, kirletir diye korkuyoruz duygularımıza dokunursa. Seslerin başka bir dokunulmazlığı var. ‘’
‘’Demek sen aşkı, sinüs kosinüse çok görüyorsun. Soyut aşk kavramı sende henüz gelişmemiş. Sen ve senin gibiler, ancak beş elmayla on elmayı toplayabilen basit insanlarsınız. Elle tutulan şeyler düşünebilir, elle tutulan şeyleri sevebilirsiniz yalnız...’’
‘’...Yazık ki erkekler, şımartıldıkları zaman nerede durmaları gerektiğini çoğu zaman bilmezler. Kadının, bunu ona hatırlatmasıysa, utanç verici bir uyarmadır onlar için. Ya da bazıları için öyledir. Belki nesli tükenmeye başlayan garip yaratıklardır artık bu çeşit erkekler...’’
‘’her yapıda, alttaki bir tabakada yapılan küçük bir hatayı bile, onun üstüne koyacağınız iyi tabakalarla örtemezsiniz. Duvarda rutubet var, o halde, tecritte hata, sıvada kalınlık farkı...’’