‘’Kendime şunu sorduğumu anımsıyorum ama: Şimdi pat diye ölsem, ya da köpük balonu gibi pıt diye yok oluversem, dünyada ne değişir? Beni seven insanlar üzülürler? Eh, üzülürler elbet. Kimi az, kimi çok, kimi bir müddet, kimi ömür boyu? Şüphesiz. Ama bu yine de dünyada bir şeyin değiştiği anlamına gelmez. Yani ben yok olunca dünya hiçbir şey olmamış gibi dönmeye devam edecek? E, herhalde. Acımıştım kendime, bir boşluk hissi gelip yüreğimin tam üstüne oturmuştu. Düşünsene, akıp giden zamanın içinde senin varlığınla yokluğun arasında hiç fark yok! ‘’
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
‘’Cinsellik, sevişmek aşkın değil, biyolojinin, kimyanın konusudur. Onu aşkın konusu yaparsanız yanıltır sizi, kandırır. Sevişmeyin demiyorum, sevişin. Ama en azından Cemal Süreya’yı dinleyin: ‘ Yoksuluz, gecelerimiz çok kısa, dört nala sevişmek lazım. ‘ Sonrası geriye kalan aşktır, baki kalan aşk. Aşk’ın Kürtçesi ‘evîn’dir. Ve senin evin dünyadaki en güzel yerindir. ‘’
‘’...İşin doğrusu hiçbirimiz ne okuduk ne yazdık. Aklımız yetmediğinden değil, ‘dilimiz’ yetmediğinden. Küçükken de Kürttük biz, hatta daha Kürttük... ‘’