Annemi babamı her gördüğümde onlarla daha fazla zaman geçirmeyi istiyorum, ama olmuyor işte! Bir şeyin, hızlı hareket eden bir şeyin peşine takılmış koştura koştura yaşıyorum.
Aşk eşitler arasında yaşanır.
Bu bağlantıları benim kurduğumumun farkındayım. Ama biliyor musun ki bu dünyada hiçbir zaman ortada, hazır bir bağlantı yoktur. Bağlantıları biz kurarız.
Aşıklar böyledir işte, kısacık bir anı bütün ömürlerine yaymak isterler.
Bizim olduğumuzu hissettiğimizden farklı, çok farklı görünüyor olmalıydık. Bu acıklı gelmişti bana.
Erkeklerin gizem silahı!
İçi kan ağlayan palyaço gösterisini sürdürmek isteseydi, “Biz bir aile sayılırız artık,” gibi şeyler de söyleyecekti.
En büyük ahlaksızlık bir aşkı yaşamamaktır.
Ip üstünde yürümenin tehlikesi ve hazzı. Tahin ile pekmez gibi, karışınca güzel oluyordu. Acı çekiyordum ama acı çektiğim için mutluydum, çünkü Nihal vardi, yanımızdaydı. Üniversitedeki son yılı olması, bitirince ağabeyinin ayarlayacagi bir yüksek lisans programı için Amerika'ya gidecek olması içimi burkuyordu ama daha aylar vardi. Üstelik Güneş de bir gün patlayıp Dünyayı yutacakmış, buna ne buyrulur!
İşte gerçek bu!
"Gerçek mi?" diye burun kıvırdı gün görmüs hakim,
"Kendisi de sayısız insan tarafından anlatılmış sayısız hikayeden ibaret olan gerçeği kim bilebilir ki!"
Oturuma ara verildi.
O gün kapkaranlık dolaştım sokaklarda. İçimde, çıkarıp bu şölen sofrasına, “Bu da benden!” diye koyacak hiçbir şey yoktu.
Vallahi Çetin, seninle iki uzaylı gibiyiz, dünyalılardan hiçbir şey anlamıyoruz. Karşımıza çıkıyorlar, biz atmosferlerindeki oksijen bolluğu yüzünden yemyeşil kesilmişken, her şey yolundaymış gibi bir de “Selam Dünyalı!” “Biz dostuz!” dememizi bekliyorlar.
Daha yakın birileri olur hep, diye düşünmüştüm. Başın konulacağı bir omuz, yanına yüksek lisans