"Mert ve vicdanlı bir mü’ min, küçük ve cüz’î bir hata veya menfaatle, yüzer zararı ehl-i imana vermez. Eğer hata etse, verse, çabuk tevbe etmek lâzımdır."
“Kâinatı halk edemeyen, bir zerreyi halkedemez. Bir zerreyi tam yerinde halkedip muntazam vazifeleriyle çalıştıran, yalnız kâinatı halkeden Zat olabilir.”
"...Dünya fanidir, binler sene yaşamak olsa, baki olan hayat-ı uhreviyenin yanında, hiç ender hiç mesabesindedir. Fakat fani olmakla beraber, baki hayatın baki meyvelerini verecek bir mezraasıdır. Fırtınaların şiddeti, havanın dehşeti sizleri sarsmasın, korkutmasın. Bu mübarek mezraaya en mübarek ve nuranî ve verimli ve bereketli olan Nur tohumlarını ekiniz. Zira “Eken biçer.” Atalarımızdan kalma mübarek bir sözdür..."
RİSALE-İ NUR
Bu Nur eser tefsiridir o semavî Kitab’ın,
İlân eder hakikatı, emr-i hakkı bildirir.
İsyanlara, zulümlere maruz olan cihanın,
Bu asırda göz yaşını nur saçarak dindirir.
Bu eserdir muzdarip gönüllere teselli!
Bu kararsız âlemin her buhranında nur saçar.
Bu eserdir her zulmete selâmetin rehberi!
Ehl-i iman bu sayede, bu eserle hür yaşar.
Masumlara bir öğüttür, gençlerin de rehberi;
Her mazluma “Ağlama!” der, “Güleceksin yarın sen!”
Tesellisi çok yücedir, ibretlidir dersleri;
Beli bükük ihtiyara müjde verir derinden!
Bu eserdir insanları dehşetlerden dûr eden;
Kudret eli hâmisidir, hayret-fezâ hükmü var.
Muannidler teslim olur hükmüne mağrur iken.
Her serseri feylesofu meftun eden nuru var!
Bu Nur eser her bilginin, her mü’minin sertacı,
Derdlilerin dermanıdır, her münkiri tokatlar.
Şirklerin hem hedîmidir, hem her kaygu ilâcı;
Zındık, zalim ilişirse başında volkan patlar!
Ey güç yetmez dehşet veren hâletlerden ağlayan!
Fanilere aldanarak kırıldıkça bağırma.
Ey zailden, âcizlerden meded umup bağlanan!