Öncelikle Vergilius'un yaşamış olduğu dönemi incelediğimizde siyasi çekişmelerin çok olduğu, cumhuriyet yönetiminin yıkıldığı ve yerine yeni bir rejim olan imparatorluğun aldığını görüyoruz. Bu dönemin siyasal açıdan en belirgin özelliği ise sosyo - ekonomik ve kültürel sorunlar bir çok halk ayaklanmasına sebep olur. Roma’daki cumhuriyet idaresindeki iç çekişmelerin çok olduğu, siyasi açıdan senatonun beceriksizliği ve hantal hareket etmesi sonucu dikotomi meydana gelerek cumhuriyet yıkılır. Roma’nın sınırlarının genişlemesiyle birlikte ülkedeki zengin ve yoksul sınıf arasındaki farkın keskin bir şekilde artması, müttefikler arasında gerginleşen sosyal gerilim bir dizi siyasi ayaklanmaları beraberinde getirir. MÖ.50 lerde genişleyen ve değişken kentsel nüfus ile birlikte anayasal uzlaşmalar yerini yeni gerilimlere bırakır...
Caesar’ın MÖ.44 yılında suikaste uğramasi ortami daha gergin hala getir. Özellikle MÖ.42 yılında Philippi meydan savaşı sonrasında parçalanmış senatonun ve usanmış halkın kabul etmeye hazır olduğu yeni bir rejim MÖ.27 yılında Agustus tarafından kurulur.(Roma İmparatorluğu). Vergilius, Octavian aracılığıyla saray şairliğine getirilir. Augustus yeni rejim değişikliğinden sonra kültürel hegemonya ağırlık vermiştir. Eğer yeni bir yönetim kültürel hegemonya ile desteklemezse siayasal egemenliğin altı boş olur. Bu yüzden Augustus Horatius’tan saray şairi olmasını ister. Aeneis destanı gibi bir şiir yazmasını ister. Horatius bu teklifi geri çevirir.(Daha çok aşk ve gündelik hayat hakkında şiirler yazdığını dile getirir.) Vergilius saray şairliğine getirilirken, yazmış olduğu Aeneis destanını ile Latin edebiyatının en büyük şairlerinden biri olacaktır. Bu destanı yazarken üslûp, tema, tip ve motif olarak Homeras’tan etkilenir. Vergilius’un başarısını dile