Dün bütün gün benimle kumarla ilgili hiçbir şey konuşmadı. Zaten genelde benimle konuşmaktan kaçınırdı. Bana karşı olan tutumunda büyük de bir değişiklik yoktu. Karşılaştığımız zaman hep aynı kayıtsız, hor gören, hatta biraz da düşmanca tavrını sürdürüyordu. Açıkçası beni adam yerine koymadığını gizleme ihtiyacı bile duymuyordu. Net olarak görüyordum bunu. Ama yine de bana gereksinim duyduğunu, benden bir şeyler beklediği için elinde tuttuğunu da gizlemeye kalkışmıyordu.
Aslında bu salonlar ne lükstür, ne de masalarda altın vardır. Elbette mevsim boyunca kimi zaman bir İngiliz’in, bir Asyalı’nın, bir Türk’ün bu yaz olduğu gibi gelip de dünyanın parasını kazandığı ya da kaybettiği olur