Sarı özek bozkırının Boranlı istasyonunda soğuk kış günlerinde derme çatma yalıttıkları evlerinde Kattıbayevler, Yediger, Kazangap ile beraber oturup onlarla sohbet etmeyi sıcak çaylarını içmeyi Abutalip'e "seni anlıyorum" diyebilmeyi çok istememe neden olan bu kitabın sayfaları akıp giderken aslında hayatın sadece bir tren istasyonundan ibaret olduğunu, hayatımızdan sonbahar yaprakları gibi dökülen günlerin de istasyonda batıdan doğuya doğudan batıya durmadan giden trenlerden farksız olduğunu hissetmem uzun sürmedi.
Ekim devriminden sonra halkların, inançların , değerlerin yitmeye yüz tuttuğu Kazakistan bozkırlarında Çok sevdiği dostu Kazangap'ın ölümüyle onun son isteği olan Anabeyit mezarlığına defnedilme arzusu yerine getirmeye çalışan Yedigey'in hikayesi bu. Bu yolculukta devesi karanarın sırtında bir ömür geçirmişcesine geçmişiyle yüzleşen yarım asırlık ömrünü bir günde gözlerimizin önüne seriyor. Okurken yorulmadığım oldukça keyif aldığım bir kitap oldu. Herkese önerebilirim.