- Artık tek yapabildiğim, gerçeklik duygusundan olabildiğince uzağa kaçabilmekti. Bunun da tek yolu vardı: Rüyalara sığınmak. Günün çoğunluğunu uykuyla geçirmenin ilacı vardı ama rüyalarımın kategorisini belirleyebilmenin bir ilacı yoktu. Boş mideyle yatınca beynim de, asayiş berkemal diye şarteli indirip kendisini uykusuna vururdu. Bu şekil uyku çoğunlukla yüzeysel ve anlamsız rüyalar demekti. Tıka basa dolu midenin " Ben bu haldeyken kimseye huzur yok" nidalarıyla, tüm organlardaki karmaşa haline bir çözüm getiremeyen beynimin bana tepkisi sert kabuslarla olurdu genellikle. Dram tarzı, eskilerimi yaşabildiğim kategoriyi bulmam, sadece bir kaç lokma atıştırmaktan ibaret olduğunu farketmem epey zamanımı aldı diyebilirim. Düşünebiliyor musun Jason? Bir insan en fazla kaç yılını, uyandığında tekrar uykuya geçebilmenin hayalini kurarak yaşayabilir?