Genç bir fidan düşmüştü toprağa, toprak ağlıyor gözyaşlarını akıtıyordu cennete, açılıyor cennetin kapıları, melekler dizilmiş saf saf, öpüyorlar genç mehmedi alnından, uyuyor mehmedim huzur içinde cennetin gül bahçelerinde.
İbrahim'in mezar taşının üzerinde şöyle yazıyordu:
Ben giderim ahım kalır bu diyardan,
Muradımı alamadım bu dünyadan!
Küçük çocuklar evlerin önünde yakar top, çelik çomak, ip atlıyorlar, orta yaşta gözüken yemenili kadınlar yerlere serdikleri eski kilimlerin, eski minderlerin üzerine kimi bağdaş kurarak oturmuş kimi sırtını duvara yaslamış ellerinde örgü şişleriyle torunlarına ya da kendilerine bir şeyler örüyorlar, yaşlı teyzeler kirman çeviriyorlardı. Bu işlemi her gün mekanik olarak aynı saatte, aynı güneşin altında yapmaktan hiç sıkılmıyorlardı. Anneleri bukle bukle saçlarını sağ sola savura savura oyun oynayan kız çocuklarını ve saçlarını kısacık kestirmiş yumurta kafalı erkek çocuklarını izliyor, gözlerden kaybolmasınlar diye takip ediyorlardı.