"Bu ne peki?"
"O da küçük bir kaşık."
"Çay kaşığı."
"Kahve kaşığı da olabilir. Küçük bir kaşık işte. "
"Neden aldın bunu?"
"O da bir hediye işte. "
"Hiç böyle bir hediye almadım. "
"İlk olsun sakla bir yerde."
"Saklarım."
Saklar mıydı bilmiyorum ama o küçük kaşık benim ona yaptığım bir evlilik teklifiydi. Kimine göre çay kaşığıydı adı, benim için küçük bir Kaşıktı. Bir başlangıçtı. O Kaşık bir eve lazımdı. Bir evse ikimize ve o kaşık o gün anlamasa da en büyük anımız olacaktı. Neyse küçük küçükhanımın yanaklarını kaşık kaşık yeme istediğimden burada bahsetmeyeceğim. Ya sevmeyi bilmiyorum ya anlatmayı. Ya çok sıradanım ya da çok sıra dışı. Her şeye rağmen kalbim onu istiyor ve onunla yaşıyor.