Berrin ablam benim yan annemdi. Hatta, Mete'nin ve Aylin'in de. Annemin olmadığı yerde, annelik görevleri, sorumlulukları O"na kalırdı. Herkes de buna alışmıştı. Ama bir gerçek vardı. Annem yanımızda olmadığı zaman, Berrin annesiz kalıyordu. Ne ben, ne mete, ne de aylin, bunun farkında değildik.
İşte aile içi travmaların bir anda dışarıya karşı tepkisi, bir patlaması oluyor bu sahnede de işte Ali kaptan'ın meteye söylediklerini mete bir başkasına söylüyor yani olmak istemediğimiz birine dönüşmek oluyor...
Ben, masal gibiydim. Bir vardım, bir yoktum. Çünkü çocuktum. Büyükler beni görmek isterlerse "var" olurdum, görmek istemezlerse, "yok". Ama yanılıyorlardı. Ben hep "vardım. En çok da beni "yok" sandıkları zamanlarda vardım... Hepsi birbirlerini, birbirlerine göründükleri kadarıyla biliyor, tanıyorlardı. Oysa benim yanımda bütün maskeleri düşüyordu. Çünkü ben çocuktum. Yoktum. Onları en gerçek halleriyle çizdim aklımın defterine. Ben büyüdükçe onlar masal oldu içimde.
Ben karın değilim! Bunlar çocukların değil! Hepimiz senin geminde tayfayız! Biraz sevgi bekliyoruz senden, fazla bir şey değil! Sefere gidiyorsun, seni bekliyoruz. Seni özlüyoruz. Diyoruz ki, "Babamız uzakta," ama eve geldiğinde bizden uzaksın! O zaman ne yapacağız? O zaman kimi, neyi bekleyeceğiz?