"Bir imamdan duyduğunı şu öneriyi asla unutmayacağım: 'Kur'ân-ı Kerîm tercümesini her gün elinize alın. Okumak zorunda değilsiniz ama elinize almak zorundasınız.' dedi. 'Okumak zorunda değilsiniz ama almak zorundasınız.'
İlk başta böyle bir önerinin arkasındaki hikmeti anlamadım. Kur'ân'ın tercümesini elimizde tutmak ne işe varar? Sonra anladım. Birincisi, Kur'ân'ın tercümesi, asıl Kur'an sayılmadığından içinde sadece tercüme olması şartıyla abdest gerektirmez. Herhangi bir mazeret ya da gecikme olmaksızın alıp okuyarak vakit geçirebilirsiniz. Kısa sürede fark ettiğim bir diğer şeyse her gün Kur 'ân'ı elinize alma zahmetine girdiğinizde mecbur kalıp mutlaka bir ayet de olsa okuyacağınız gerçeği. Normal bir insan onu okumaya, onunla zaman geçirmeye meyleder. Elinizde tutmak ama okumamak sizi mahcup hissettirir hatta utandırır. Kur'ân'ın ulaşılabilir ve korkutucu olmadığını göstermeyi amaçlayan çok akıllıca bir öneriydi."
"Efendimiz 'Bır işte çirkinlik bulunması onu lekeler, bir işte hayâ duygusunun bulunması ise onu süsler.' buyurmuştur. (Tirmizi, Birr, 47) İnşallah, şeytanın ve nefsimizin fısıltılarına kanmaz; mütevazı davranmanın bizi daha az güzel, daha az önemli veya daha az başarılı yapacağına inanmayız. ALLAH (cellecelaluhu) aksini vadediyor. Hayânın verdiği süsü bu dünyada, mükafatını da ahirette alalım inşallah. Âmin."
"İmam Efendi, Fatiha'yı okumayı bitirdiğinde muhteşem bir şey yaşadım. 'Amin' sesinden sonra salonun tamamı aynı kelimeyi yüksek sesle ve uzatarak bir ağızdan tekrarladı ve ses salonda çınladı. Daha önce böyle bir şey yaşamamıştım. Sesin beni arındırmasına izin verdim. Tüylerim diken dikendi. Çok güzeldi. O anın, o duanın birliği - Subhanallah- cemaatle namazın hâlâ en sevdiğim yanlarından biridir.
Sayfa 16 - Benim de en sevdiklerimden:)·Kitabı okudu