Türk köylüsünün ruhu, durgun ve derin bir sudur. Bunun dibinde ne var? Yalçın bir kaya mı, balçık yığını mı, yumuşak kum tabakası mı? Keşfetmek mümkün değildir.
Biliyordum ki, toprak katı ve tabiat zalimdir ve insan cinsi bozuk bir hayvandan başka bir şey değildir; biliyordum ki insan hayvanların en kötüsü, en bayağısı ve en az sevimli olanıdır. Evet, bilhassa en az sevimli olanıdır.
Savaş sırasında, korku ağzınızı ve boğazınızı kuruturken, dökülen sıvaların tozu, yıkılan bir duvarın neden olduğu apansız panik içindeyken birden parlayan ve sönen ışıklarla ve top ateşinin gümbürtüleriyle kasılırken, tüfeğinizi temizlerken, gereksiz şeyleri yanınızdan öteye doğru iterken, üstünüze dökülmüş molozlarla yüzükoyun yatarken, başınız koruganın arkasında karşıdakileri durdurmaya çalışırken, kırılmış olan kın çıkartılıp kemer yeniden düzleştirilirken, şimdi koruganda uzanmış, tüfeğiniz elinizde yolu tararken yapılması gerekeni yapıyorsunuz ve yaptığınızın doğru olduğuna inanıyorsunuz.