Umut TAYAN; ilk, orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamlamıştır. Devamında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinden mezun olmuş, uzmanlık eğitimini de aynı fakültenin Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalında tamamlamıştır.
"Annesi Thetis, Akhilleus'u silah işlemez kılmak için onu daha çocukken Styx'e daldırmış. Ama daldırırken topuğundan tutması nedeniyle büyülü suya değmeyen topuk, Akhilleus'un tek zayıf yeri olmuş. Nitekim Paris'in attığı ok, şans eseri tam da o noktaya saplanınca, Akhilleus'un sonu olmuş. Bu yüzden bir insanın zayıf yanını ifade etmek için 'Aşil'in topuğu' deyimi kullanılır."
Çok severek okuduğum hâlâ etkisinde olduğum "Ambrosia" yorumu ile geldim. Polisiye, gerilim, heyecan, merak, cinayet, olağanüstülük vs. ne derseniz var. Elimden bırakamadan bir solukta okudum.
Roman bir cinayet ile başlar. Ama bu sıradan bir cinayet değildir. Bu cinayet İsa Peygamberin kanının bulunduğu müzenin önünde , bu şişeyi çalmak için planlanan bir cinayettir.
Aras ise genç bir bilim adamıdır. Dünya çapında üne sahip olan NBL den iş teklifi aldığında nasıl bir olaya dahil olduğundan habersizdir. Kendini tanrı ilan eden bir profesörün olanağüstü planları ile çok farklı ilaçlar elde ederler. Ama işler bir noktada planlandığı gibi gitmez ve ikili arasında bir mücadele başlar. Ve işte roman tam olarak burda başlıyor. Birçok mitolojik hikaye, dini bilgi, tarihi bilgi ile süslemiş @umuttayann eserini.Kitap bittiği zaman birçok konuda donanımlı oluyorsunuz. Aras bir yandan profesör ile mücadele ederken peşinde olan seri katilden habersizdir. Ve her şeyden habersiz bir odada İsa Peygamberin kanı ile yeniden dünyaya gelen dört yaşında bir çocuk vardır. Gerisini siz okuyup görün. İyiki okuduğum diyeceksiniz.
Şimdiden hepinize keyifli okumalar.
Yeni eserde görüşmek üzere...
AmbrosiaUmut Tayan · Bilgi Yayınevi · 202079 okunma
Rakı masasında rakıyı içenin sırları tek tek ortaya dökülür derler olmak istedikleri gibi görünmeye çalışan insanlar bir süre sonra kendi özlerini gerçek kişiliklerini ortaya serer işte nasıl bir çilingir tüm kilitleri açabiliyorsa rakı da bir çilingir gibi İnsanı kendini savunmak amacıyla etrafında ördüğü yüksek duvarların kilidini açıp onun olduğu halini sergilemesini sağladığı için rakı içilen sofralara da "çilingir Sofrası" denir