Tüm hayatımı alabilirlerdi benden ama onu benden almamaları yeterdi de artardı bana. O olsun, ölüm gelsin, o olsun, her şey yok olsun; o olsun, ben olmasam da olur. Sadece o olsun. Zeliha olsun. Zerda'm, Zerdali'm, dağda açan yaban çiçeğim, gelinciğim, bir avuç mutluluk bin karış acım, her şeyim o olmuştu ve bu nereden bakılırsa bakılsın, benim gibi bir adam için çok zordu. Çünkü benim gibi adamlar, her şeylerini kaybetmeyi göze alarak bu yola çıkarlardı. Şimdi o yolun ortasında, tek korkum her şeyimi kaybetmekken, geri nasıl dönülürdü bilmiyordum.
Oysa öyle bir şeydi ki içimdeki, her şeyi bırakıp bana gel dese, her şeyim olduğunu ona söylemekten utanarak onun dışındaki her şeyi bırakır ve ona giderdim. Ona gittiğimde yalan söylediğim için pişmanlık duyardım. Ona, her şeyimi bırakamadım ama sana geldim, diyemediğim için utanırdım. Ona, her şeyim zaten sensin Zerda, diyemediğim için utanırdım, yalan söylediğime inanırdım.