Nisa

Nisa
@Uncuoretriste
Cenan, canım, cananım, adın dilime lâl oldu, içime dert oldun ama inan, söneceğini bilsem, beni yakman için sana gelen yine ben olurdum. Benim garip cehennemim, sen bizi nasıl bir ateşin içine attın? Cenan. Canım. Cananım. Sesimden ismini duymayalı yıllar oldu ama içimde biri var, hep sana sesleniyor, dilim sana ne kadar suskunsa, içim seni o kadar geceye kusuyor.
Reklam
Kopmamış olmamızı diledim. İkiye ayrılsak bile sorun değildi, ben onu bölünmüş bir ruh, kılıçların ikiye kestiği bir kalple de severdim. Onu bu kadar çok sevmek, damarlarımdaki kanın sızlamasına neden oldu. Bu ben değildim. Onu öyle çok sevmiştim ki, severken kendime veda etmiştim.
Babam, "Bir kadın seni sevdiğinde, eğer sen de o kadını seviyorsan, tüm dünyanın yükü omuzlarındadır çünkü bilirsin, bir gün seni sevmekten vazgeçerse, o dünyanın altında kalacaksın," demişti bir keresinde. Sonra sigarasını yakıp omuz silkerek kalabalığı izlemişti, ben de onu izlemiştim; en sevdiğim şey onun dalgın gözlerini izlemekti. "Bir kadını kaybetmekten korkarak yaşamak, insana her şeyini kaybettirir. Aklını bile."
Değerdi. Bir kadın, bir kadına her zaman değerdi. Dokunurdu kalbine, ruhuna, birbirlerini her zaman iki kadın daha iyi anlar, ifade eder, temsil ederdi. Bir kadın bir kadına dağ, bir kadın bir kadına yol, bir kadın bir kadına her zaman dost olurdu; en büyük düşmanı bile olsa bu hayatta, bir gün yere düşerse yine o düşman üzerine düşen gölge olurdu.
"Öylece seni öptüm, sorun oldu," dediğinde sadece gülümseyerek bana baktı. "Bir de öylece seni sevecek olursam, beni öldürürsün sen."
Reklam