Resûlullah, sahâbeler yanından ayrılana kadar güler yüzünü ve ilgisini ashâbı arasında öyle güzel paylaştırırdı ki her bir sahâbe O’nun yanında en kıymetli kişinin kendisi olduğunu zannederdi.
Allah’ım doğuyu ve batıyı birbirinden uzaklaştırdığın gibi benimle günahlarım arasını da öyle uzaklaştır. Allah’ım! Beyaz elbisenin kirlerden temizlendiği gibi beni de günahlarımdan temizle. Allah’ım! Beni günahlarımdan kar, su ve dolu ile yıka.
İşte bu yüzden (sana ve her şeye) bu denli minnettarım ve senin yanındayken son derece sakin ve son derece huzursuz oluşum, kendimi son derece zorlanmış ve son derece özgür hissedişim, anlaşılır bir şey, işte bu yüzden bunu anladıktan sonra hayattaki diğer her şeyden vazgeçtim. Gözlerimin içine bak!
Dünyayı her şeyiyle seviyorum ve buna senin sol omzun da dahil, hayır, önce sağ omzundu, işte bu yüzden canım isteyince eğilip öpüyorum (sen o kadar tatlısın ki öpeyim diye bluzunu sıyırıyorsun) ve sol omzunu da seviyorum, ormandayken altımdaki yüzünü ve neredeyse çıplak duran göğsünde dinlenmeyi seviyorum. İşte bu yüzden bizim çoktan bir olduğumuzu söylerken haklısın ve ben bundan korkmuyorum, aksine bu benim tek mutluluğum, tek övüncüm, ayrıca hiçbir şekilde ormanla sınırlamıyorum.